Küreselleşme süreciyle birlikte insan hareketliliği hızla artmış, bunun doğal bir sonucu olarak da yasa dışı yollarla sınırların aşılması giderek yaygınlaşmıştır. Bu durum, yalnızca kamu düzeni ve devletin egemenlik haklarını tehdit etmekle kalmamakta, aynı zamanda göçmenlerin yaşam hakkını da ciddi biçimde riske sokmaktadır. Bu çerçevede göçmen kaçakçılığı, günümüzde hem toplumsal hem de hukuki açıdan önem taşıyan bir sorun haline gelmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 79. maddesinde düzenlenen bu suç; maddi çıkar elde etme amacıyla yabancıların yasa dışı yollarla ülkeye sokulmasını, ülkede kalmalarına imkân sağlanmasını veya bir Türk vatandaşı ya da yabancının yurtdışına çıkarılmasını kapsar. Bununla birlikte, çoğu zaman “insan ticareti” ile karıştırılmasına rağmen göçmen kaçakçılığı, unsurları ve hukuki nitelikleri bakımından ondan tamamen farklı bir suç tipidir.
Göçmen Kaçakçılığı Suçu Nedir?
Yasal dayanağını TCK m. 79 hükmünden alan bu suç maddi çıkar elde etmek amacıyla yasal olmayan yollardan Türkiye’ye insan sokma veya Türkiye’den yurtdışına insan çıkmasına imkan sağlanmasıyla oluşur.
Anılan kanun maddesine göre söz konusu suç birden fazla seçimlik hareketten birinin gerçekleşmesiyle oluşmaktadır. Bunlar:
- Bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkeye sokulması,
- Ülkeye girmiş bir yabancının ülkede kalmasına imkan sağlanması,
- Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlamasıdır.
Maddenin gerekçesinde bu suçla korunmak istenen hukuki yararın öncelikle kamu düzeni ve toplum sağlığı olduğu belirtilmiştir. Yüksek mahkeme kararına göre de, Göçmen kaçakçılığı suçu ile korunmak istenen hukuki yarar, karma nitelik göstermektedir. Yani göçmen kaçakçılığı birden fazla hukuki yararın korunmasına yönelik olarak suç hâline getirilmiştir. Bir yandan göçmenlerin mal varlığı ve vücut bütünlüğü gibi kişilere ait menfaatler, diğer yandan ise kamu düzeni, güvenlik ve ekonomi gibi ulusal ve uluslararası topluma ait menfaatler korunmaktadır. (Yarg. CGK K. 2025/106) Suçun gerçekleşmesi için maddi menfaat elde etme şartı vardır ve özel kast olarak bu suçta yer alır. Ayrıca yine kanun maddesine göre sanık bu suçta teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile suç tamamlanmış gibi cezaya hükmedilecektir. Dolayısıyla örneğin mağduru yurt dışına kaçırmak üzere hareket etmiş bir araç kaçıramadan yakalansa bile sanık suç tamamlanmış gibi cezalandırılacaktır.
Suçun Unsurları
Yukarıda da belirtildiği üzere maddi menfaat elde etme bu suç için bir özel kasttır. Dolayısıyla bir kişinin dolaylı olarak veya doğrudan bir menfaat elde etmesi söz konusu değilse kanun hükmüne göre göçmen kaçakçılığı suçu da oluşmayacaktır. Yargıtay hükümlerinde bu şekilde karar verilmektedir. (Yarg. CGK K. 2023/620) Ancak burada dikkat edilmesi gereken şey maddi menfaatin sonradan da elde edilebileceğidir. Yani örneğin sanık, göçmenleri botla adaya geçirdikten sonra ücret alacaksa bu durumda da maddi menfaat elde etme amacı gerçekleşmiş kabul edilecektir.
Söz konusu bu suçta failin kim olduğu önemli değildir. Suçu herkes gerçekleştirebilir. Suçun mağduru ise bizzat göçmenlerin kendisidir.
Yukarıda da bahsedildiği üzere suçu işlemek için gerçekleştirilmesi gereken seçimlik hareketli fiiller vardır.
Bunları tek tek ele alırsak;
- Bir yabancının yasal olmayan yollardan ülkeye sokulması: Yabancı bir kişinin ülkeye giriş şartları 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslarası Koruma Kanunu’nda belirlenmiştir. Bu kanun hükümlerine göre ülkeye giriş yapmış yabancılar açısından göçmen kaçakçılığı suçu oluşmaz. Ancak kanuna aykırı olarak bir yabancının Türkiye’ye sokulması, sokulmasına aracılık edilmesi, yardım edilmesi göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur.
- Ülkeye girmiş bir yabancının ülkede kalmasına imkan sağlanması: Bir yabancı ülkeye giriş yaptıktan sonra ülkede kalması da belirli şartlara bağlanmıştır. Ülkemizde vizenin veya vize muafiyetinin tanıdığı süreden ya da 90 günden fazla kalacak yabancıların ikamet izni almaları zorunludur (6458 sayılı Kanun m.19). Bu haller dışında bir yabancının ülkede kalmasına imkan vermek de eğer maddi menfaat koşulu varsa göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturur. Bu imkan vermek, yiyecek içecek temin etmek, kalacak yer sağlamak, sahte pasaport vermek gibi hareketlerle gerçekleştirilebilir. Ülkeye yasal yollardan girip de sonradan kanunun izin verdiği ölçüden fazla şekilde kalmasına imkan sağlanması da bu suçu oluşturacaktır. Ancak burada suçun gerçekleşmesi amacıyla kast olması gerektiği unutulmamalıdır. Ölmek üzere olan birine insani nedenlerle su vermek bu suçu oluşturmaz.
- Türk vatandaşı veya yabancının yurt dışına çıkmasına imkan sağlaması: 6458 sayılı kanun hükümlerine göre Türk vatandaşı veya bir yabancının ülkeden çıkması da belirli şartlara bağlanmıştır. Buna göre Türkiye’den yurt dışına çıkışlar önceden belirlenen çıkış kapılarından pasaport bulundurularak yapılmalıdır. Bu hükümlerden farklı olarak ülkeden yapılan çıkışların maddi menfaat elde edilerek yapılması da bu suçu oluşturacaktır.
Yüksek Mahkeme kararında da seçimlik hareketler şöyle yorumlamıştır:
Göçmen kaçakçılığı, seçimlik hareketli bir suçtur.
Yurt dışına çıkarma eyleminde, failin göçmenin fiilen ülke dışına çıkmasını sağlaması zorunlu değildir; göçmene yurt dışına çıkış imkânı sağlanmasıyla suç tamamlanır. Öğretiye göre “imkân sağlama”, yalnızca yardım niteliğindeki davranışlardan daha kapsamlıdır: suçu teşvik etmek veya kararını kuvvetlendirmek biçimindeki manevi iştirak yeterli olmayıp, yol gösterme, araç temini veya önceden/eş zamanlı yapılan somut yardımlar gibi fiiller, “imkân sağlama” kapsamında suçun maddi unsuru sayılır.
Ülkede kalmaya imkân sağlama hareketinde ise mağdur yalnızca yabancılardır. Yasa dışı yollarla gelmiş veya yasal koşulları sağlamadığı için sınır dışı riski bulunan yabancıların sınır dışı edilmelerini önleyici davranışlar bu kapsamda değerlendirilir. Diğer bir deyişle, kalma imkânı sağlama; göçmenin ülkede kalmasını mümkün kılacak ortamı hazırlamayı ifade eder. Örneğin, maddi menfaat karşılığında barınma veya iş sağlama, saklama/yer değiştirme yoluyla takibi güçleştirme veya benzeri kolaylaştırıcı eylemler suç teşkil eder. (Yarg. CGK. K. 2025/106)
Suçun Cezası ve Nitelikli Halleri
TCK m. 79 hükmüne göre suçun temel hali 5 yıldan 8 yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Suçun nitelikli hallerine bakıldığında ise; ilk olarak suçun, mağdurların; hayatı bakımından bir tehlike oluşturması, onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarısından üçte ikisine kadar artırılır denmektedir. İkinci olarak, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde verilecek ceza yarısına kadar, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır hükmü kurulmuştur.
Bu suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Suçları Arasındaki Farklar
Her ne kadar iki suç da maddi menfaat elde ederek mağdurların bir yerden bir yere taşınması suretiyle yapılsa da iki suç arasında aralarında rıza, amaç ve korunan hukuki değer açısından temel farklar bulunur.
- İlk olarak mağdurun rızası hususuna bakılacak olursa; Göçmen kaçakçılığı suçunda mağdurun bir yerden bir yere gitmesi hususunda rızası vardır. Suç, göçmenin iradesine karşı işlenmez. İnsan Ticareti suçunda ise mağdurun herhangi bir şekilde rızası bulunmaz. Rıza varsa bile bu cebir, tehdit, hile gibi yollarla sakatlanmıştır.
- Failin amacına bakıldığında, göçmen kaçakçılığı suçunda fail ile mağdur arasındaki ilişki mağdur sınırı geçince bitmektedir. İnsan ticareti suçunda ise amaç, Mağduru sömürmektir (fuhuş, zorla çalıştırma, organ ticareti vb.). Sömürü, sınır geçildikten sonra da devam eder.
- Suçların cezası bakımından ise, göçmen kaçakçılığında yukarıda da belirttiğimiz üzere temel ceza 5 yıldan 8 yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasıdır. İnsan ticareti suçunda ise suçun temel hali 8 yıldan 12 yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasıdır.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
Göçmen kaçakçılığı suçlamaları, ciddi hapis ve adli para cezası riskleri barındıran ve çoğu zaman uluslararası boyutlar taşıyan oldukça karmaşık dosyalardır. Bu tür davalarda, suçun unsurlarının —özellikle maddi menfaat kastının— oluşup oluşmadığının tespiti, nitelikli hallere ilişkin değerlendirmeler, savunma stratejisinin doğru belirlenmesi ve yargılama sürecinin titizlikle takip edilmesi büyük önem taşır. Hem haksız bir suçlamaya karşı etkili bir savunma yapabilmek hem de bu suçun mağduru olarak hak arayabilmek için sürecin en başından itibaren bir ceza avukatından profesyonel destek alınması, adil yargılanmanın sağlanması ve olası hak kayıplarının önlenmesi açısından zorunludur. Daha fazla bilgi için sitemizdeki diğer yazıları inceleyebilirsiniz.