Mirastan çıkarma (ıskat), TMK m. 510 hükmüne göre, miras bırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesi yoluyla saklı paylı mirasçısını, kanunda öngörülen haklı nedenlere dayanarak miras hakkından tamamen ya da kısmen mahrum bırakması anlamına gelir. Bu makalede, mirastan çıkarma kurumunun hangi şartlarda geçerli olacağı, işlemin nasıl gerçekleştirileceği ve çıkarılan mirasçının hukuki statüsünün nasıl şekilleneceği kapsamlı biçimde ele alınacaktır.
Mirasçılıktan çıkarılan kişi itiraz ettiğinde, tasarrufta belirtilen çıkarma sebebinin gerçekten mevcut olduğunu ispat yükü, bu işlemden menfaat sağlayan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına aittir. Çıkarma sebebi ispatlanamaz ya da tasarrufta hiç gösterilmemiş ise, yapılan tasarruf yalnızca mirasçının saklı payı dışındaki kısmı yönünden geçerli sayılır. Ancak mirasbırakanın, çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılgıya düşerek bu tasarrufu yaptığı anlaşılırsa, mirasçılıktan çıkarma tamamen geçersiz olur.
Mirasçılıktan Çıkarmanın Şartları
1. Mirasçının Saklı Paylı Mirasçı Olması
Mirastan çıkarma, yalnızca saklı paylı mirasçılar bakımından söz konusu olabilen bir işlemdir. Saklı paylı mirasçılarının kimler olduğunu öğrenmek için ilgili yazımıza ulaşabilirsiniz. Zira saklı payı bulunmayan mirasçılar yönünden mirasbırakanın tasarruf yetkisi zaten sınırsızdır. Bu nedenle, saklı paylı olmayan mirasçıların mirastan çıkarılmasına ayrıca gerek yoktur; mirasbırakan bu kişiler hakkında dilediği gibi tasarrufta bulunabilir.
2. Haklı Bir Sebebin Varlığı
Türk Medeni Kanunu’nun 510. maddesine göre, mirasbırakan her koşulda mirasçısını ıskat edemez. Ancak belirli koşulların varlığı halinde bu işlem yapılabilir. Aşağıda bu şartlar ayrıca ele alınmıştır.
3. Sebebin Açıkça Belirtilmiş Olması
Mirastan çıkarma tasarrufunda mirasbırakan, çıkarma nedenini açık, net ve hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde ifade etmelidir. Zira ileride açılabilecek bir iptal davasında, çıkarma sebebinin somut biçimde gösterilmiş olması büyük önem taşır. Çıkarma sebebinin belirtilmemesi ya da belirsiz bırakılması hâlinde, tasarruf saklı payı aşan kısmı yönünden geçersiz sayılır ve mirasçı yalnızca saklı payı üzerinde hak sahibi olabilir.
4. Ölüme Bağlı Tasarruf Şeklinde Yapılması
Mirasçılıktan çıkarma, kural olarak tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruf olup çoğunlukla vasiyetname aracılığıyla yapılır. Bunun yanında, miras sözleşmesinde yer alan tek taraflı bir beyanla da mirasçılıktan çıkarma gerçekleştirilmesi mümkündür.
Bu tasarrufu içeren vasiyetnamenin şekline ilişkin özel bir zorunluluk bulunmamaktadır. Mirasbırakan, saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkarmak için noter veya konsolosluk gibi resmi makamlarca düzenlenen bir resmi vasiyetnameyi tercih edebileceği gibi, tamamen kendi el yazısıyla hazırladığı adi yazılı vasiyetname ile de bu iradesini açıklayabilir. Hatta olağanüstü durumlar altında bu vasiyetnamenin sözlü olması imkanı bile mevcuttur.
Mirasçılıktan Çıkarmanın Türleri
Iskat, cezai (olağan) ve koruyucu olmak üzere 2 türlüdür. Mirasçı, miras bırakana veya onun yakınlarına karşı TMK m.510’da belirtilen nitelikte ağır bir suç işler ya da miras bırakanına veya ailesine karşı kanunen yerine getirmekle yükümlü olduğu aile görevlerini ağır bir kusurla ihmal ederse, cezai (olağan) mirastan çıkarma sebebi oluşmuş olur.
Buna karşılık koruyucu mirastan çıkarma, tamamen mirasbırakanın iyi niyetine dayanır ve adından da anlaşılacağı üzere, çıkarılan mirasçının kendi çocuklarını koruma amacı taşır. Bu durumda mirasbırakan, mirasçısının mirası kötüye kullanacağını veya çocuklarını mağdur edeceğini düşünerek, onların geleceğini güvence altına almak için mirasçıyı ıskat edebilir.
Mirasçılıktan Çıkarma Sebepleri
A. Cezai Iskat
Mirasçının murisine ve onun yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi.
Türk Medeni Kanunu’nun 510. maddesine göre, mirasbırakanın saklı paylı mirasçısını mirastan çıkarabilmesi için, söz konusu mirasçının mirasbırakana veya onun yakınlarından birine karşı ağır nitelikte bir suç işlemiş olması şarttır.
Bu suçun mutlaka tamamlanmış olması gerekmediği gibi, söz konusu fiil nedeniyle verilmiş bir mahkûmiyet kararının bulunması da zorunlu değildir. Ayrıca, mirasçının affa veya zamanaşımına dayanarak cezai sorumluluktan kurtulmuş olması da mirastan çıkarma sebebinin geçerliliğini ortadan kaldırmaz.
Burada bahsedilmiş mirasçının miras bırakana yönelik fiilinin; mirasbırakanın şahsiyet haklarına, beden bütünlüğüne veya malvarlığına saldırı niteliğinde olması ve taraflar arasındaki aile bağının artık sürdürülemez olduğunu göstermesi gerekir. Bu değerlendirmenin yapılmasında ceza hukuku ölçütleri değil, Medeni Hukuk’un esas aldığı aile ilişkileri ve güven bağının niteliği dikkate alınır.
Yüksek Mahkeme kararlarında da bu hususa vurgu yapılmıştır: “Hâkimin suçun ağırlığı konusunda takdir yetkisini kullanırken ceza hukuku kuralları bağlamında değil, işlenen fiilin aile bağlarına yaptığı etki bakımından medeni hukuk esaslarına göre değerlendirmede bulunması gerekir.” (Yarg. HGK 2023/53 E.)
Ayrıca, aynı mahiyetteki hukuka aykırı davranışın mirasbırakanın yakınlarına karşı gerçekleştirilmesi de mirastan çıkarma sebebi sayılır. Dolayısıyla geçerli bir çıkarma nedeni için fiilin mutlaka doğrudan mirasbırakana karşı işlenmiş olması aranmaz; yakınlara yönelen ağır nitelikli eylemler de bu kapsamda yeterlidir.
Yakınlık kavramına murisin sevgi, saygı ve bağlılık duyduğu tüm kişiler örneğin arkadaşlar, nişanlı, öğretmen, öğrenci, ona bakan onu koruyan veya onun baktığı, koruduğu vb. kişilerde dahildir.
Mirasçının murise ve ailesine karşı kanunen mükellef olduğu aile hukuku vazifelerini büyük bir kusurlu davranışla yerine getirmemesi.
Türk Medeni Kanunu’nun 510. maddesinde öngörülen bir diğer mirastan çıkarma nedeni, aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ağır şekilde ihlal edilmesidir. Bu yükümlülükler; aile bireylerine karşı yardım etme, bakım sağlama, destek olma ve aile birliğinin gerektirdiği sorumlulukları yerine getirme borçlarını kapsar. Mirasçının bu görevleri ciddi biçimde ihmal etmesi veya hiç yerine getirmemesi, mirasbırakan tarafından mirastan çıkarılmasına gerekçe oluşturabilir. Ailevi yükümlülüklerin ciddi şekilde ihlal edilmesi farklı davranış biçimleriyle ortaya çıkabilir. Örneğin:
- Mirasbırakanın günlük ihtiyaçlarıyla veya duygusal desteğiyle ilgilenmemek,
- Hastalık, yaşlılık ya da zor durumda olduğu dönemlerde gerekli yardım ve özeni göstermemek,
- Kanunen üstlenilmiş bakım ya da destek borcunu bilinçli olarak yerine getirmemek,
- Evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat ve güven sorumluluklarını ağır şekilde zedelemek gibi durumlar, aile hukukundan doğan yükümlülüklerin ihlali kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak, bu haklar şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olduğundan mirasçılara geçmez, sadece muris tarafından kullanılabilir. Mirasçılar bu konuda açılmış bir dava varsa murisin ölümü halinde bu davalara devam edebilirler.
B. Koruyucu Iskat
Koruyucu (aciz sebebine dayalı) mirastan çıkarma, TMK’nın 513. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca, mirasbırakan borç ödemeden aciz hâlinde bulunan altsoyunu mirastan çıkararak, onun çocuklarının —yani kendi torunlarının— mirasçı olmasını sağlamayı amaçlar. Böylece, borçları nedeniyle ekonomik olarak zor durumda olan mirasçının çocukları korunmuş olur.
Koruyucu mirastan çıkarma işleminde dikkat edilmesi gereken temel husus, mirasbırakanın aciz belgesi bulunan altsoyunu sadece saklı payının yarısı oranında mirastan çıkarabileceğidir. Mirasbırakan, çıkarılan bu yarı payı mutlaka altsoyun mevcut ve gelecekte doğacak çocuklarına özgülemelidir; zira bu tür çıkarma işleminde menfaat sağlayan taraf, mirastan çıkarılan kişinin altsoyu olmalıdır.
Bir diğer önemli nokta ise saklı payın diğer yarısının mirastan çıkarılan altsoyun üzerinde bırakılmasıdır. Bu düzenleme ile, mirastan çıkarılan altsoydan alacaklı olan kişilerin, altsoya karşı sahip oldukları alacak haklarının korunması amaçlanmaktadır.
Mirastan Çıkarma İşlemine İtiraz
Iskat işleminin haksız olduğu iddia ediliyorsa, mirastan çıkarılan mirasçı itirazda bulunarak ıskatın iptalini veya tenkisini talep edebilir (TMK m. 512/2).
Bu dava, mirastan çıkarılan kişi tarafından, ıskattan yararlanan diğer yasal mirasçılara karşı açılır; yani davanın muhatabı mirasbırakan değil, çıkarma tasarrufundan menfaat sağlayan mirasçılardır.
Çıkarma işleminin şartları yukarıda belirtilmiştir. Davacı bu şartlarda eksiklik olduğunu ileri sürerek ıskatın iptali için dava açabilir:
- Çıkarma Sebebinin Belirtilmemesi: Mirasçılıktan çıkarma işleminin geçerli olabilmesi için, mirasbırakanın tasarrufunda çıkarma nedenini açıkça göstermesi gerekir. “Mirasımdan çıkardım” gibi genel, soyut ve sebep içermeyen ifadeler tek başına geçerli bir çıkarma tasarrufu oluşturmaz.
- Çıkarma Sebebinin İspat Edilememesi: Mirasçılıktan çıkarılan kişi itiraz ettiğinde, tasarrufta gösterilen çıkarma nedeninin gerçekten mevcut olduğunu kanıtlama yükümlülüğü, mirastan çıkarma işleminden menfaat sağlayan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına aittir.
- Mirasbırakanın Açık Yanılgısı: Mirasbırakanın, mirastan çıkarma sebebine ilişkin olarak açık ve belirgin bir yanılgıya düşmesi hâlinde, bu yanılgı esaslı kabul edilir ve yapılan çıkarma tasarrufu geçersiz sayılır. Burada yanılgı somut olaya göre değerlendirilmelidir.
- Vasiyetnamenin Şekil Şartlarına Aykırılığı: Vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmemiş olması hâlinde çıkarma tasarrufu geçerlilik kazanmaz. Örneğin, resmi vasiyetnamede iki tanığın bulunmaması veya tanıkların kanunda aranan nitelikleri taşımaması gibi şekle aykırılıklar, mirastan çıkarma işlemini hükümsüz kılar.
- Ehliyetsizlik: Mirasbırakanın vasiyetnameyi düzenlediği anda ayırt etme gücünden yoksun olması hâlinde, yaptığı mirastan çıkarma tasarrufu geçerli değildir.
- İrade Sakatlıkları: Vasiyetnamenin; yanılma, aldatma, korkutma ya da baskı altında kalma gibi iradeyi sakatlayan durumlar sonucunda düzenlenmiş olması da çıkarma tasarrufunun geçersiz sayılmasına yol açar.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
Mirastan çıkarma, mirasbırakanın belirli sebeplerle yasal mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmasına imkân tanıyan, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş istisnai bir uygulamadır. Bu kurum, hem mirasbırakanın irade özgürlüğünü korur hem de aile düzeni ve miras adaletinin sağlanmasına hizmet eder. Mirastan çıkarma işlemlerinde, çıkarma sebebinin kanunda açıkça belirtilmiş olması, bu sebebin somut delillerle ispat edilebilmesi ve işlemin şekil şartlarına uygun olarak vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılması büyük önem taşır. Uygulamada, çıkarma işleminin geçerliliği konusunda yapılan hatalar, mirasçılar arasında uzun süren davalara yol açabilmektedir. Bu nedenle mirastan çıkarma sürecinin dikkatle yürütülmesi, hem mirasbırakanın iradesinin geçerliliğinin korunması hem de olası iptal veya tenkis taleplerinin önlenmesi açısından büyük önem taşır. Sürecin en başından itibaren miras hukuku alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi ve işlemin geçerliliğinin sağlanması bakımından gereklidir.