İptal davası, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen idari işlemlerin yargı denetimine tabi tutularak geçmişe etkili biçimde ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir dava türüdür.
İdari işlemlerin iptali davası; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun idari yargı yoluyla denetimini amaçlar. Söz konusu dava, İYUK m. 2 hükmüne göre idari işlemlerin yetki, sebep, şekil, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olmaları nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan bir idari dava türüdür. Bu sebeple de dava idare hukukuna özgü bir dava olarak karşımıza çıkar.
İdari İşlemlerin Unsurları ve Unsurlarda Hukuka Aykırılıklar
İdari işlemler; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere beş temel unsurdan oluşur. Bu unsurlardan herhangi birindeki hukuka aykırılık, işlemin iptal davasına konu edilmesine neden olabilir ve aykırılığın tespiti hâlinde söz konusu idari işlemin iptaline karar verilir. Unsurlardan birinde eksiklik bulunması yeterlidir.
Dava açma sebepleri şöyle sıralanabilir:
- Yetki Unsurundaki Eksiklik: İdari mercilere yetki ancak kanunlar ve Anayasa ile verilir. Mevzuatta yetkili kılınmış olan idari merci dışında başka bir idari mercinin işlem tesis etmesi yetki unsuruna aykırılık doğuracaktır. Yetkisiz bir idari makam tarafından tesis edilen bir işlemin, sonradan yetkili merci tarafından benimsenmiş olması, bu işlemi hukuka uygun hale getirmez.
- Şekil unsurundaki eksiklik: İdari işlemin hangi usulle tesis edildiğini ifade eden şekil unsuru, iradenin dışa yansıtılma biçimini ve işlem sürecinde izlenen yöntemi gösterir. İdarenin işlemi tesis ederken hangi şekle uyacağı da yine kanunlarla düzenlenmiştir. Düzenlemeye uymayan işlemler şekil unsuruna uygun olmaz ve davaya konu edilebilir.
- Sebep Unsurundaki Eksiklik: İdari işlemin sebep unsuru, idareyi belirli bir işlemi yapmaya yönelten ve işlemden önce mevcut olan, nesnel hukuk kurallarıyla belirlenmiş olan neden veya olguyu ifade eder. İdare tarafından yapılmış tüm işlemlerin bir sebebe dayanması zorunludur. Mevzuatta yer alan sebep gerçekleşmeden bir idari işlem yapılması halinde de işlem iptal edilecektir.
- Konu Unsurundaki Eksiklik: İdari işlemin konu unsuru, işlemin hukuk düzeninde meydana getirdiği sonuç ve değişiklikleri ifade eder. İdari işlemin konusu hukuka uygun ve mümkün olmalı; sebep unsuru ile nedensellik bağı bulunmalı, statüye yönelikse yalnızca ilgili kişilere uygulanmalı ve kural olarak geçmişe etkili olmamalıdır. Bu şartlara uymayan işlemler iptal davasına konu olacaktır.
- Maksat (Amaç) Unsurundaki Eksiklik.: İdari işlemin maksat (amaç) unsuru, kanun koyucunun söz konusu işlemle ulaşmayı hedeflediği ve işlemden beklenen nihai sonucu ifade eder. Tüm idari işlemlerin nihai amacı kamu yararıdır. Elbette bunun yanı sıra özel yararlar da düzenlenebilir. Kamu yararı veya kanunda öngörülen özel amaca aykırı tesis edilen idari işlemler, amaç unsuru bakımından hukuka aykırı olup iptal davasında iptal edilir.
İptal Davasının Özellikleri
İYUK’un 2. maddesindeki tanımdan da anlaşılacağı üzere, iptal davasının konusunu idari işlemler oluşturur. İdari işlemler, idarenin kamu gücüne dayanarak tek taraflı irade açıklamasıyla tesis ettiği işlemlerdir. Bu işlemler, maddi açıdan düzenleyici işlemler ve bireysel işlemler olmak üzere ikiye ayrılır.
Düzenleyici işlemler genel ve soyut nitelik taşırken, bireysel işlemler belirli kişi veya durumlara özgü, somut özellikler gösterir. İptal davasına konu olma bakımından bu iki işlem türü arasında bir fark bulunmaz; gerekli şartların varlığı hâlinde her ikisi de dava konusu edilebilir. Bununla birlikte, bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için bazı hukuki nitelikleri taşıması gerekmektedir. Bu özellikler şöyledir;
- İdari işlem kesin olmalıdır: Bir idari işlemin kesin sayılabilmesi için, işlemin tesisine ilişkin tüm idari usul aşamalarının tamamlanmış olması gerekir. Kesin işlem, karar alma süreci bitmiş ve uygulanabilir hale gelmiş işlemdir.
- İdari işlem icrai olmalıdır; yani başka bir işleme gerek olmaksızın ilgilinin hukuki durumunu doğrudan etkilemelidir. Bu kapsamda yeni bir durum yaratan, mevcut durumu değiştiren veya ortadan kaldıran işlemler icrai olup dava konusu edilebilir. Buna karşılık, hazırlık işlemleri, müfettiş raporları veya disiplin soruşturmasına ilişkin ön raporlar tek başına dava konusu yapılamaz.
İptal davası sonucunda idari işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilirse, verilen iptal kararıyla birlikte söz konusu işlem geçmişe etkili olarak hukuk düzeninden kaldırılır. Bu karar yalnızca dava konusu edilen işlem bakımından sonuç doğurur. İdari yargı mercii, hukuka aykırılığı saptadığında iptal kararıyla yetinir ve dosyadan el çeker; önceki durumun tesis edilmesi ise davalı idarenin yeni işlemiyle sağlanır.
İptal Davası Açma Süresi
iptali davası, idari işlemlerin tebliğ edilmesi veya niteliğine göre ilan edilmesinden itibaren belirli bir süre içinde açılmalıdır. Bu süreler, işlemin özelliğine göre “genel dava açma süresi” ve “özel dava açma süresi” olarak ikiye ayrılır.
- Genel dava açma Süresi, İYUK m. 7 hükmüne göre, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün ve vergi mahkemelerinde 30 gündür. Söz konusu bu süreler zamanaşımı hükmünde değil Hak düşürücü süre hükmündedir. Kanunlarda ayrıyeten bir özel dava açma süresi düzenlenmemiş ise genel dava açma sürelerine uyulacaktır.
- Özel dava açma süresinde ise idari işlemlerin niteliğine bağlı olarak, özel kanunlarda veya özel düzenlemelerde genel dava açma sürelerinden farklı ve ayrı dava açma süreleri öngörülebilir. Böyle bir durumda özel hüküm uygulanır ve genel dava açma süreleri dikkate alınmaz. Ancak özel dava açma süresinin uygulanabilmesi için, idarece tesis edilen işlemde bu sürenin açıkça belirtilmiş olması gerekir. İdari işlemde özel dava açma süresi gösterilmemişse, söz konusu işleme karşı genel dava açma süresi içinde iptal davası açılması mümkündür.
Dava Açma Sürelerinin Başlaması
Kural olarak idari uyuşmazlıklarda süre işlemin taraflara tebliğ edildiği gün başlayacaktır. Tebliğ, tarafların adreslerine yapılır. Adresi bilinmeyenlere ilan yoluyla yapılan bildirimlerde, aksi düzenleme yoksa dava açma süresi son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra başlar.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlere ilişkin uyuşmazlıklarda dava süresi; tahakkuku tahsile bağlı vergilerde tahsilatın, tebliğ yapılan hâllerde tebliğin, tevkif yoluyla alınan vergilerde ödemenin, tescile bağlı vergilerde tescilin ve idarenin dava açması gereken hâllerde kararın idareye ulaştığı tarihi izleyen günden itibaren başlar.
İlanı gereken yönetmelik, tüzük, tebliğ gibi düzenleyici işlemlere karşı dava açma süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar.
Bir idari işleme karşı üst mercilere başvuru yapılmışsa sürelerin işleyişi şu şekilde olur;
- İlgililer, idari dava açmadan önce, dava açma süresi içinde idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi ya da yerine yeni bir işlem yapılmasını üst makamdan; üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan talep edebilir. Bu başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini kesintiye uğratır.
- Başvuruya idari mercinin 30 gün içinde cevap verme hakkı bulunur. Cevap vermezse istek reddedilmiş sayılacaktır.
- İsteğin idare tarafından açıkça reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder.
İdari makamlara bir işlem veya eylem yapılması için başvurulması halinde sürelerin işleyişi şu şekilde olur;
- İptal davasına konu olabilecek bir işlem henüz tesis edilmemiş ya da ilgilinin bilgisi dışında kalmışsa, ilgili kişi idareye başvurarak belirli bir işlem yapılmasını veya eylemde bulunulmasını isteyebilir.
- İdarenin bu başvuruya 30 gün içinde cevap vermemesi hâlinde talep zımnen reddedilmiş sayılır. Bu durumda ilgililer, 30 günlük sürenin bitiminden itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’da, idare veya vergi mahkemelerinde dava açabilirler.
- Öte yandan, idare 30 gün içinde cevap vermiş olsa dahi bu cevap kesin nitelikte değilse, ilgili kişi isterse bu cevabı reddedilmiş sayarak dava açabilir ya da kesin cevabı bekleyebilir. Kesin cevabın beklenmesi durumunda dava açma süresi işlemez; ancak bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.
- Bu süreçte dava açılmaması veya açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesi hâlinde, daha sonra idare tarafından verilecek cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde yeniden dava açılması mümkündür.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
İptal davalarında özel kanunlarda aksi belirtilmedikçe görevli mahkeme idare mahkemeleridir. Yetkili mahkemeler ise yine aksi belirtilmezse ilgili işlemi yapmış olan idari mercinin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.
Yürütmeyi Durdurma Kararı Alınması
idari işlemlerin iptali davası için en önemli unsurlardan biri, tedbir niteliği taşıyan yürütmenin durdurulması kararıdır. Yürütmenin durdurulması, iptal davasına konu işlemin dava sonuçlanmadan uygulanması hâlinde doğacak zararları önlemek için verilen geçici bir karardır.
Danıştay, vergi veya idare mahkemesinde dava açılması, dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz (İYUK m. 27). Bu nedenle yürütmenin durdurulması, davacı tarafından ayrıca talep edilmelidir. Yürütmenin durdurulması istemi bulunan dosyalar öncelikli olarak incelenir ve karara bağlanır. Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için ise kanunda öngörülen iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir (İYUK m. 27):
- İdari işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğacak olması,
- İdari işlemin açıkça hukuka aykırı bulunması.
Bu iki şart birlikte gerçekleştiğinde, davalı idarenin savunması alındıktan sonra veya süresi dolunca mahkeme, gerekçesini açıkça belirterek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
İdari işlemin iptali davası, hukuka aykırı idari işlemlerin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir idare hukuku davasıdır. Bu dava ile bireylerin idare karşısındaki hakları korunur. Ayrıca idarenin hukuka uygun hareket etmesi sağlanır.
Bu davada, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları incelenir. Bu unsurlardan birinde hukuka aykırılık bulunması iptal sebebidir. Dava açma süresi genellikle 60 gündür. Sürenin kaçırılması hak kaybına yol açar.
Uygulamada dava dilekçesinin doğru hazırlanması büyük önem taşır. Ayrıca yürütmenin durdurulması talebi de ayrı bir değerlendirme gerektirir. Bu nedenle dava açılmadan önce hukuki durum dikkatle analiz edilmelidir. Sürecin başından itibaren idare hukuku alanında uzman bir avukattan destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.