
Boşanma sürecinde en sık uyuşmazlık yaşanan konulardan biri de düğünde takılan altın, bilezik ve diğer ziynet eşyalarının kime ait olacağıdır. Özellikle eşler arasında ziynet eşyalarının kimde kaldığı, geri istenip istenemeyeceği ve dava yoluyla talep edilip edilemeyeceği uygulamada sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Ancak her boşanma dosyasında ziynet eşyalarına ilişkin değerlendirme farklılık gösterebilmekte ve somut olayın özelliklerine göre hukuki inceleme yapılması gerekmektedir. Boşanma sürecine ve boşanma sebeplerine ilişkin detaylı bilgiye ilgili boşanma hukuku yazılarımızdan ulaşabilirsiniz.
Ziynet Eşyası Nedir?
Ziynet eşyaları; düğün, nişan veya evlilik sürecinde eşlere takılan altın, bilezik, kolye, küpe ve benzeri takıları ifade etmektedir. Bu kapsamda çeyrek altın, yarım altın, tam altın, cumhuriyet altını ve benzeri takılar da ziynet eşyası olarak değerlendirilmektedir. Boşanmada ziynet eşyaları özellikle kime ait oldukları ve geri istenip istenemeyecekleri bakımından uygulamada sıkça uyuşmazlık konusu olmaktadır.
Yargıtay tanımına göre de, “Ziynet; altın, gümüş gibi kıymetli madenlerden yapılmış olup; insanlar tarafından takılan süs eşyası olarak tanımlanmaktadır. Ziynet eşyasını evlilik münasebetiyle gelin ve damada verilen hediyeler olarak tanımlamak mümkündür. Bu bağlamda, bilezik, altın kelepçe, kolye, gerdanlık, takı seti, bileklik, saat, küpe ve yüzük gibi takılar, ziynet eşyası olarak kabul edilmektedir…” (Yarg. HGK 2020/240 K.)
Boşanmada Ziynet Eşyaları Kime Ait Olur?
Yüksek Mahkeme olan Yargıtay çok uzun bir süre yerleşik uygulama olarak nişanda, düğünde vb. etkinliklerde söz konusu ziynet eşyaların kime takılmış olursa olsun kadının kişisel malı olduğu ve bu takıların kadına bağışlanmış malı niteliğinde olduğunu vurgulamıştır. Örneğin Yargıtay 8. HD. 2017/4234 K. Sayılı kararına göre, “Düğün takılarının kadına ait olduğu kabul edilmiştir. Düğün takıları, kişisel mal olarak kabul edilmekte ve boşanma sırasında herhangi bir mal paylaşımına dahil edilmez.” Denilmiştir. Başka bir karar göre de, “Kural olarak düğün sırasında takılan ziynet eşyaları, kim tarafından, kime takılırsa takılsın, kadına bağışlanmış sayılır ve artık kadının kişisel malı sayılır.” Kararı verilmiştir (Yarg. 3. HD. 2015/17417 K.).
Ancak 2024 yılında Yargıtay düğün takılarının aidiyeti konusunda görüş değiştirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/2402 karar sayılı kararına göre boşanmada ziynet eşyaları özellikle düğün takıları şu şekilde değerlendirilmelidir:
- Ziynet eşyalarının kime ait olacağı öncelikle taraflar arasında bu konuda yapılmış bir anlaşma bulunup bulunmadığına göre değerlendirilir. Eşler arasında ziynet eşyalarının paylaşımına ilişkin geçerli bir anlaşma mevcutsa, paylaşım bu anlaşma doğrultusunda gerçekleştirilir.
- Taraflar arasında herhangi bir anlaşma bulunmaması halinde ise, ziynet eşyalarının aidiyetinde yerel örf ve adet kuralları önem kazanabilmektedir. Örf ve adetin varlığı ileri sürülüyor ise bunun iddia ve ispat edilmesi gerekmektedir.
- Bununla birlikte, taraflar arasında anlaşma ve uygulanabilir bir örf-adet kuralı bulunmadığı takdirde, düğünde takılan veya verilen ekonomik değere sahip ziynet eşyaları kural olarak kime takılmış ise ona ait kabul edilmektedir. Ancak kadın veya erkeğe özgü olduğu kabul edilen takılar bakımından değerlendirme farklılık gösterebilmekte; gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yapılabilmektedir.
Ziynet Eşyaları Geri İstenebilir mi?
Ziynet eşyalarının kime ait olduğunun belirlenmesinin ardından, bu eşyaların geri istenip istenemeyeceği de boşanma davalarında önem kazanmaktadır. Uygulamada ziynet eşyalarının eş tarafından alınması, bozdurulması veya evlilik birliğinin ihtiyaçları için harcandığı yönünde iddialarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.
Ziynet eşyalarının kadının rızası dışında elinden alınmış olması veya iade edilmemesi halinde, bu eşyaların aynen teslimi talep edilebileceği gibi aynen iadenin mümkün olmadığı durumlarda bedellerinin talep edilmesi de mümkün olabilmektedir. Bu noktada ziynet eşyalarının hangi koşullarda verildiği, eşe rıza ile bırakılıp bırakılmadığı ve sonrasında geri istenip istenmediği hususları uyuşmazlığın çözümünde önem taşımaktadır.
Ziynet Eşyası Davası Nasıl Açılır?
Düğün takılarına ilişkin talepler, boşanma davası ile birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava açılarak da talep edilebilir.
Düğün takılarına ilişkin davaların terditli (kademeli) şekilde açılması uygulamada daha avantajlıdır. Bu kapsamda öncelikle ziynet eşyalarının aynen iadesi talep edilmeli; aynen iadenin mümkün olmaması hâlinde ise takıların bedelinin ödenmesine karar verilmesi istenmelidir.
Düğün takılarının aynen iadesi veya bunun mümkün olmaması hâlinde bedelinin tahsiline ilişkin talep, boşanmanın fer’i niteliğinde olmayıp bağımsız bir alacak talebidir. Bu nedenle, boşanma davası içinde ziynet eşyalarına ilişkin talepte bulunulması hâlinde, söz konusu istem bakımından ayrıca nispi harç yatırılması gerekir.
Ziynet Eşyaları Davasında İspat
Davacı kadın ziynet eşyalarının davalı erkek tarafından alındığını ve kendisine geri verilmediğini ispat yükü altındadır. Ziynet eşyalarına ilişkin davalarda en önemli konulardan biri de ispat meselesidir. Ziynet eşyalarının varlığı, miktarı ve kimde kaldığı davanın sonucunu doğrudan etkileyebilmektedir. Uygulamada düğün fotoğrafları, video kayıtları, tanık beyanları, yemin delili, sosyal medya paylaşımları ve gerektiğinde kuyumcu kayıtları ispat aracı olarak kullanılabilmektedir.
Özellikle ziynet eşyalarının eş tarafından alındığı veya bozdurulduğu iddia ediliyorsa, bu hususun somut delillerle ortaya konulması önem taşımaktadır. Bu nedenle ziynet eşyası alacağına ilişkin davalarda delillerin eksiksiz şekilde sunulması ve sürecin dikkatle yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.
Ziynet Eşyaları Davasında Zamanaşımı
Düğün takıları (ziynet eşyaları) davalının zilyetliğinde bulunuyor ve dava tarihinde halen mevcutsa, bunların aynen iadesi amacıyla açılan dava “istihkak davası” niteliğindedir. Ziynet eşyalarının aynen iadesine yönelik istihkak davası herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmayıp her zaman açılabilir.
Buna karşılık, ziynet eşyalarının dava tarihinde mevcut olmaması ve aynen iadenin mümkün olmaması nedeniyle bedelinin talep edilmesi hâlinde, istem 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir (TBK m. 146). Zira aynen iade talebi zamanaşımına tabi olmayan bir istihkak davası niteliği taşırken, bedelin tahsili istemi alacak veya tazminat niteliğinde kabul edilmektedir.
Ziynet eşyalarının bedeline yönelik taleplerde 10 yıllık zamanaşımı süresi ise kural olarak boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Sonuç
Boşanmada ziynet eşyalarına ilişkin uyuşmazlıklar, uygulamada en sık karşılaşılan ve ispat bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken konular arasında yer almaktadır. Ziynet eşyalarının kime ait olduğu, geri istenip istenemeyeceği ve hangi delillerle ispatlanacağı her somut olayda farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle hak kaybı yaşanmaması adına sürecin alanında uzman bir avukat desteğiyle yürütülmesi önem taşımaktadır. Hukuki danışmanlık ve iletişim bilgilerimize internet sitemizde yer alan iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.