Konut dokunulmazlığını ihlal suçu; bir kimsenin konutuna, işyerine veya bunların eklentilerine rızası dışında girilmesi ya da rıza ile girilmiş olsa dahi çıkılması istenmesine rağmen çıkılmaması suretiyle işlenen ve kişi hürriyetine karşı yönelen bir suçtur.
Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde “Hürriyete Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Düzenlemenin amacı; kişilerin konut ve işyerlerinde güven içinde bulunmalarını sağlamak, huzur ve sükûnlarını korumak ve çalışma özgürlüklerini güvence altına almaktır. Ayrıca konut dokunulmazlığı Anayasal olarak da güvence altına alınmış bir haktır.
İşyeri Dokunulmazlığının İhlali
İşyeri dokunulmazlığının ihlali suçu, TCK m. 116/2 hükmüne göre, izinsiz girilmesi mümkün olmayan işyerlerine rıza olmaksızın girilmesi ya da rıza ile girildikten sonra çıkılması istenmesine rağmen işyerinde kalmaya devam edilmesi suretiyle işlenir.
Bu suçta fail, mağdurun şikayeti üzerine altı aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.
Suçun Unsurları
Fail
Söz konusu suçun faili açıcından TCK hükümlerinde özel bir düzenleme öngörülmemiştir. Dolayısıyla suçun faili herkes olabilir. Failin kimliği ve sosyal statüsü, suçu işleme biçimini etkilemez ancak nitelikli hallerin oluşup oluşmaması açısından önem taşır.
Ayrıca suçun birden çok kişi tarafından birlikte işlenmesi halince TCK m. 119 hükmü uyarınca verilecek ceza 1 kat arttırılacaktır.
Aynı konut içinde yaşayan kişilerin birbirlerine karşı bu suçu işlemesi olanaksızdır. Zira konut iki tarafın da konutudur. Örneğin boşanmakta olan karı koca eğer haklarında 6284 sayılı kanun gereğince bir uzaklaştırma kararı yoksa birbirlerine karşı bu suçu işleyemezler.
Mağdur
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda mağdur, rızası dışında konutuna girilen veya rıza ile girildikten sonra rızanın ortadan kalkmış olmasına rağmen konutundan çıkılmayan kişidir. Mağdurun illa konutun resmi sahibi olmasına gerek yoktur. Konutta ikamet etmesi suçun mağduru olabilmesi için yeterlidir.
Konut dokunulmazlığı sadece konut sahibine yönelik bir koruma sağlamaz. Konutta yaşayan tüm kişiler, bu suçun mağduru olabilirler.
Mağdurun konuta girilmesine ilişkin rızası suçu ortadan kaldıran bir unsurdur. Rızanın meşru bir amaca dayanması ve ayrıca diğer hak sahipleri açısından da kabul edilebilir olması gerekir. İlaveten bu rıza sınırlı olarak da verilmiş olabilir. Örneğin Yargıtay kararlarına göre evin yalnızca belli odalarında kalmaya rıza verilmesi diğer odalarına girilebileceği anlamına gelmemektedir (Yarg. 6. CD. 2021/14809 K.). Ancak bu rıza sonrasında geri alınabilir. Konuttan çıkmayı reddetmek de suçun oluşmasına sebebiyet verecektir.
Suçun Konusu
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda korunan hukuki değer, bireyin özel yaşam alanına saygı gösterilmesi ve bu alana izinsiz müdahale edilmemesidir. Bu suç tipi, kişinin rızası olmadan yaşam alanına girilmesini ya da izinle girilmiş olsa bile çıkılması istenmesine rağmen çıkılmamasını önlemeyi amaçlar. Bu çerçevede suçun koruduğu hukuki değer, konut dokunulmazlığı ile kişilerin özel yaşam alanlarının güvence altına alınmasıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 11.03.1991 gün ve 25-67 sayılı kararında ifade edildiği üzere konut: Kişilerin devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerleri ifade eder. Konut, fiziksel bir yapıdan ibaret olmayıp, bireyin özel yaşam alanı olarak değerlendirilen herhangi bir barınma yerini kapsar.
Eklenti, konut veya benzeri yapıların kullanım amacını tamamlayan yardımcı yapı ve alanları ifade eder. Başka bir deyişle, konutta oturma hakkına sahip kişilerin huzur ve güvenliğini etkileyebilecek nitelikteki ek yerler ve yapılar eklenti olarak değerlendirilir.
Yargıtay eklentiler ile ilgili suça şu şekilde yaklaşmaktadır: “Yasa koyucu konutla birlikte, konutu korumada zaruri bulunan eklentiyi de ayrıca korumuş, eklentiye girenin de cezalandırılması gerektiğini kabul etmiştir. Bir yerin eklenti olup olmadığını belirlerken dikkat edilmesi gereken bir diğer hususta, o yere girilmekle kişi, huzur ve güvenliğinin bozulup bozulmayacağının, güvenlik duygusunun sarsılıp sarsılmayacağının tespitidir.” (Yarg. 2. CD. 2022/2177 K.)
Suçta Fiil
Konut Dokunulmazlığını ihlal suçunda fiil seçimlik iki hareketten birinin gerçekleşmesiyle olur. Failin suçu tamamlayabilmesi için bu iki hareketten birini tamamlaması yeterlidir. Bu hareketler şöyledir:
- Suç, failin mağdurun rızası olmaksızın onun konutuna, işyerine veya bunların eklentilerine girmesiyle oluşur. Bu giriş; kapıdan, pencereden ya da farklı bir yoldan gerçekleştirilebilir. Suçun oluşması için failin vücudunun tamamen içeri girmesi şart değildir; gerekli diğer koşulların varlığı hâlinde konut dokunulmazlığının ihlali suçunda teşebbüs hükümleri de uygulanabilir.
- Failin, başlangıçta mağdurun konutuna, işyerine veya bunların eklentilerine rıza ile girmiş olmasına rağmen, bu rızanın sonradan geri alınmasına rağmen bulunduğu yeri terk etmemesi hâlinde suç oluşur. Başka bir ifadeyle, ilk giriş rızaya dayalı olduğu için suç teşkil etmese de, rızanın ortadan kalkmasına rağmen çıkmama eylemi suçun fiil unsurunu meydana getirir.
Manevi Unsur (Kast)
TCK hükümlerine göre konut dokunulmazlığının ihlali suçu yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur. Buradan çıkan anlam, failin bilerek ve isteyerek, mağdurun konutuna onun rızası olmadan girmesi ya da rızaya aykırı şekilde konuttan çıkmamasıdır.
Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Yani fail bu suçu dikkatsizlik veya tedbirsizlik sebebiyle işleyemez. Suçun anlamını bilerek ve isteyerek hareket etmelidir.
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda, failin belirli bir amaçla hareket etmesi aranmaz. Örneğin failin hırsızlık gibi başka bir amacı bulunmasa bile, yalnızca izinsiz olarak konuta girme fiili suçun oluşması için yeterlidir.
Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Nitelikli Halleri
Suçun Cebir veya Tehdit Kullanılmasıyla İşlenmesi:
Cebir, bir kimsenin fiziki güç kullanılarak belirli bir davranışa zorlanmasıdır. Örneğin, kapıyı açan kişiyi iterek içeri giren fail, cebir kullanmak suretiyle konut dokunulmazlığını ihlal etmiş olur. Cebrin, suçun işlenmesi amacıyla konuta girme sırasında uygulanmış olması gerekir. Konuta girdikten sonra içeride bulunan kişilere karşı gerçekleştirilen kasten yaralama fiilleri ise cebir kapsamında değerlendirilmez. Söz konusu fiiller ayrıca cezalandırmaya tabi tutulacaktır.
Tehdit, bir kimseye gelecekte haksız bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Örneğin, “kapıdan çekil, yoksa sana zarar veririm” diyerek konuta giren kişi, tehdit kullanmak suretiyle konut dokunulmazlığının ihlali suçunu işlemiş olur.
Suçun Gece Vakti İşlenmesi:
Suçun, gece vakti olarak kabul edilen zaman dilimi içinde işlenmesi hâlinde, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun nitelikli hâli söz konusu olur ve fail daha ağır bir ceza ile cezalandırılır. Suç işlendiği zamanın kesin olarak belirlenememesi durumunda ise, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği bu husus sanık lehine değerlendirilir.
Suçun Silah Kullanılarak İşlenmesi:
Silahın konut dokunulmazlığının ihlal suçunun nitelikli unsuru olarak kabul edilebilmesi için, konuta girilmesi veya girildikten sonra kalmak için araç olarak kullanılması gerekir. Silah, yalnızca ateşli silahlar olarak değerlendirilmez. Örneğin, bıçak, sopa, taş, tabanca vb. aletler silah olduğu gibi yazı yazmak için kullanılan kalem ile bir kişiye saldırılırsa bu kalem silah olarak kabul edilir.
Konuta girmek veya konutta kalmak için silahı araç olarak kullanan fail konut dokunulmazlığının nitelikli haliyle cezalandırılacağından ayrıca silahla tehdit suçu nedeniyle cezalandırılamaz.
Kişinin Kendini Tanınmayacak Hale Sokarak Suçu İşlemesi:
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla failin kendisini tanınmayacak bir hâle sokması, suçun nitelikli halleri arasında kabul edilmektedir. Bu nitelikli hâlin gerçekleşebilmesi için failin mağdurla yüz yüze gelmesi ve sakal, bıyık takma, maske kullanma ya da kıyafet değişikliği yapma gibi dış görünümünü değiştirerek kimliğini gizlemeye yönelik davranışlarda bulunması gerekir.
Suçun İmzasız Mektupla veya Özel İşaretlerle İşlenmesi:
İmzasız mektupla işlenen nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, mektubun kim tarafından gönderildiğinin muhatap tarafından anlaşılamaması gerekir. Kanunda geçen “mektup” kavramı ise yalnızca klasik yazılı mektupları değil; faks, e-posta ve telgraf yoluyla yapılan bildirimleri de kapsar.
Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun özel işaretlerle işlendiğinin kabul edilebilmesi için, kullanılan işaretler aracılığıyla eylemi gerçekleştiren kişinin kimliğinin muhatap tarafından anlaşılamaması gerekir.
Suçun Birden Fazla Kişiyle Birlikte İşlenmesi:
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu birden fazla kişi tarafından birlikte işlenirse, fiilin tehlikeliliğini artırdığı gibi mağdurun kendini savunma imkânlarını da önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle, söz konusu suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, TCK 119. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca nitelikli hâl olarak kabul edilerek daha ağır yaptırıma bağlanmıştır. Birden çok olan kişilerin konut dokunulmazlığını bozma eylemini gerçekleştirmeden önce, aralarında anlaşmış olmaları şart değildir.
Suçun Örgütün Korkutucu Etkisi Kullanılarak İşlenmesi:
Var olan ya da var olduğu izlenimi verilen suç örgütlerinin yarattığı korkutucu güçten faydalanılarak konut dokunulmazlığının ihlal edilmesi, failin bu örgütsel etkiyi kullanması nedeniyle suçun nitelikli hâli olarak kabul edilir. Bu durumda failin söz konusu örgütün üyesi olması şart değildir; önemli olan, örgütün yarattığı korku ve baskıdan yararlanılmasıdır. Ayrıca, adı kullanılan örgütün gerçekte var olup olmaması da bu nitelikli hâlin oluşumu bakımından önem taşımaz.
Suçun Kamu Görevinin Sağladığı Nüfuzun Kötüye Kullanılmasıyla İşlenmesi:
Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için failin, görevini icra ettiği sırada görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak konuta girmesi veya çıkmaması gerekir. Nitelikli hâlin oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için ise failin görev kapsamı ve bu görevin mağdur üzerindeki etkisi değerlendirilerek, kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılıp kullanılmadığı ortaya konulmalıdır.
Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Ceza
Bu suçta ceza suçun işleniş biçimine göre ve nitelikli hallere göre değişebilmektedir. Cezalar şu şekildedir:
- 1. Suçun basit halinin cezası: 6 aydan iki yıla kadar hapis cezasıdır.
- 2. Suçun daha hafif cezayı gerektiren hali olan işyerleri nezdinde gerçekleşen halinin cezası: 6 aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır.
- 3. Suçun cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi ya da gece vakti işlenmesi halinde: 1 yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.
- 4. Suçun nitelikli halleri olan:
a. Silahla işlenmesi, - b. Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle işlenmesi,
- c. Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi,
- d. Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi,
- e. Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hallerinde: sanığa verilecek ceza 1 kat artırılır.
Şikayet Süresi ve Zamanaşımı
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu cezalandırılması için mağdurun şikayetçi olması gerekmektedir. Şikayetten vazgeçme ceza davasının düşmesi sonucunu doğurur. Şikayet süresi, mağdurun fiilin işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 aydır.
Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Fail hakkında hapis cezasına hükmedilmesi durumunda ise ceza zamanaşımı süresi 10 yıl olarak uygulanır. Buna göre, verilen hapis cezası 10 yıl içinde infaz edilmezse zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkar.
Suçta Uzlaştırma
Uzlaştırma, tarafsız bir kişinin aracılığıyla suçtan doğan uyuşmazlığın çözümü amacıyla mağdur ile failin bir araya gelerek iletişim kurduğu bir süreçtir (CMK m. 253/1). Bu kurum, hem soruşturma aşamasında hem de dava açıldıktan sonra kovuşturma sürecinde uygulanabilir.
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenen tüm halleriyle uzlaşma kapsamındadır. Bu nedenle soruşturmayı yürüten savcı, dava açmaya yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varsa, dosyayı uzlaştırma bürosuna göndererek tarafların uzlaştırılmasını sağlamak zorundadır.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kişilerin özel yaşam alanını koruyan önemli bir suç tipidir. Bu suç, bir kimsenin konutuna rızası olmadan girilmesi veya çıkmamakta ısrar edilmesiyle oluşur. Ayrıca eklentiler de bu kapsamda değerlendirilir.
Bu suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenmiştir. Suçun oluşması için mağdurun rızasının bulunmaması gerekir. Gece vakti işlenmesi veya birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi cezanın artmasına neden olabilir.
Uygulamada delillerin doğru toplanması büyük önem taşır. Tanık beyanları ve kamera kayıtları belirleyici olabilir. Şikâyet süresine uyulmaması hak kaybına yol açar. Bu nedenle sürecin dikkatle yürütülmesi gerekir. Ceza hukuku alanında uzman bir avukattan destek alınması, hem mağdurun korunması hem de haksız suçlamaların önlenmesi açısından önem taşır. Bu sebeple tarafımıza ulaşabilirsiniz.