Tehdit suçu ve cezası, TCK m. 106 hükmüne göre, failin kendi iradesine bağlı bir kötülüğü belirli bir kişiye yönelik olarak ileride gerçekleşecekmiş gibi ortaya koymasıyla oluşur. Bir başka deyişle, bir kimsenin haksız bir zarara ya da kötülüğe uğratılacağı yönündeki bildirimin muhataba iletilmesi, tehdit suçunun meydana gelmesi için yeterlidir. Bu ileti sözlü, yazılı veya davranış yoluyla da gerçekleşebilir.
Ayrıca bu suçun işlenmesi illa kelimelerle de olmak zorunda değildir. Mağdurun görebileceği şekilde bir resim, işaret, imge ile de işlenmesi mümkündür.
TCK m. 106 hükmünün gerekçesine göre bu suçla korunan hukuki değer; kişilerin iç huzuru sükunu ve güvenlik duygusudur. Ayrıca serbest iradeyi ve hareket etme kabiliyetini korumaktadır.
Tehdit Suçunun Faili ve Mağduru
Tehdit suçunun faili açısından TCK hükümlerinde özel nitelik aranamamıştır. Bu sebeple de fail, herkes olabilir.
Suçun mağduru olabilmek için öncelikle gerçek kişi olmak gerekmektedir. Tüzel kişilere karşı tehdit suçu işlenemez. Ayrıca mağdurun belirli bir kişi veya kişiler olması gerekir. Muhatabı belirli olmayan eylemler tehdit suçunu oluşturmaz. Ancak gerekli şartları sağlanırsa TCK m. 213 kapsamında değerlendirilebilir.
Tehdit suçunun mutlaka mağdurun kendisine yönetilmesi de gerekmez. Mağdurun ailesi, arkadaşları gibi yakınlarına yöneltilmiş olan eylem de mağduru korku ve endişeye sürükleyeceği için tehdit suçu oluşacaktır. Yüksek Mahkeme kararlarında da bu husus şöyle açıklanmaktadır: “Tehdit; mağdurun veya onun bir yakınının hayatına, beden veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı itibarıyle esaslı (büyük) bir zarara uğratılacağı yönündeki irade beyanıdır.” (Yarg. 6. CD. 2022/4409 E.)
Algılama kabiliyeti olmayan kişilere karşı ise tehdit suçu işlenemeyecektir. Eylem, bu kişilerin yakınlarını korku ve telaşa düşürmeye elverişli ise bu takdirde suç onlara karşı işlenmiş olur.
Tehdit Suçunun Mağdurun Gıyabında İşlenmesi
Tehdit suçunun mağdurun olmadığı ortamda (gıybında) işlenmesi de mümkündür. Ancak mağdurun bu tehditten haberdar olması gerekmektedir.
Tehdit Suçunun Unsurları
Bu suçun gerçekleşmesi için, mağdura ağır ve haksız bir zarara uğratılacağı yönünde bir bildirimin yapılması gerekir. Tehdit; gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte ortaya çıkma ihtimali bulunan bir kötülüğün, fail tarafından gerçekleşecekmiş gibi gösterilmesidir.
Bu fiilin, mağdurun karar verme özgürlüğünü ve serbest hareket etme alanını daraltacak, iç huzurunu bozacak ve onu kaygıya sevk edecek nitelikte olması zorunludur. Tehdidin suç sayılabilmesi için, bildirilen kötülüğün objektif olarak korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir; aksi hâlde tehdit suçu oluşmaz. Dolayısıyla fiilin mağdur açısından korku ve endişe doğurmaya uygun, yeterli ve elverişli olması aranır. Bununla birlikte, tehdidin mağdur üzerinde somut bir etki yaratması şart değildir; objektif olarak korkutucu nitelik taşıması suçun oluşumu için yeterlidir.
Yargıtay kararlarında da bu hususa dikkat çekilmiştir:
“..dikkat edilmesi gereken husus bu hareketin orta seviyedeki herkes tarafından tehdit olarak algılanması gerekliliğidir. Aksi takdirde, mağdurun, korkaklığından dolayı tehdit olarak algılaması yetmez.” (Yarg. 6. CD. 2022/4359 E.)
Tehdit suçunun gerçekleşmesi için kanun tarafından getirilmiş özel kast koşulu yoktur. Failin bilerek ve isteyerek bu eylemi gerçekleştirmesi suçun oluşumu için yeterlidir.
Fail, tehdit suçunu doğrudan kendisi gerçekleştirebileceği gibi, bir başkasını aracı olarak kullanmak suretiyle de işleyebilir. Örneğin, “bu gece başına kötü şeyler gelecek” içerikli bir notu B kişisine vererek mağdura iletilmesini sağlayan fail, TCK m.106/1’in ilk cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun temel şeklini işlemiş kabul edilir.
Öte yandan, hukuki yollara başvurma veya hakkını arama amacı taşıyan sözler tehdit suçu kapsamında değerlendirilmez. Örneğin, “bu yaptıklarının hesabını yargıda vereceksin” şeklindeki ifadeler, hukuki süreç başlatma iradesini gösterdiğinden tehdit suçunu oluşturmaz.
Gelecekte meydana gelip gelmemesi failin iradesine bağlı olmayan bir davranış, tehdit suçunun unsurlarını karşılamaz. Başka bir ifadeyle, failin kontrolünde bulunmayan bir olayın gerçekleşeceğini bildirmesi tehdit suçu olarak kabul edilmez. Bu konuyla ilgili Yüksek Mahkeme bir kararında failin polis memuru mağdurlara karşı “sizi sürdürürüm” ifadesini tehdit suçunun oluşması bakımından yetersiz nitelikte bulmuştur. (Yarg. 4. CD. 2014/7369 E.)
Önemle vurgulamak gerekir ki tehdit suçu, yapısı gereği tamamlayıcı ve genel karakterli bir suç tipidir. Failin eylemi, Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen başka bir suçun unsurunu oluşturuyor ya da o suça ilişkin nitelikli hâllerden birini meydana getiriyorsa, fail hakkında ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulmaz. Örneğin, yağma suçunda tehdit unsurun ayrılmaz bir parçası olduğundan, fail hem tehditte bulunup hem de yağma suçunu işlese bile yalnızca yağma suçundan cezalandırılır; tehdit açısından ayrıca bir yaptırım uygulanmaz.
Sair Tehdit Suçu
Tehdit suçunun basit şekli olan sair tehditin oluşabilmesi için, failin kullandığı söz veya davranışların; hayat, vücut veya cinsel dokunulmazlık ile malvarlığı değerlerine yönelik tehdit kapsamı dışında kalan bir kötülük bildirmesi gerekir. Sair tehditte fail, mağdura yönelik bir kötülüğü genel ve belirsiz bir şekilde ifade eder.
Örneğin, mağdura “telefonunu parçalayacağım” demek, malvarlığı değerlerine yönelen bir tehdit olduğundan sair tehdit kapsamında değerlendirilmez. Buna karşılık, aynı kişiye “buradan hemen gitmezsen başına iş alırsın” şeklindeki belirsiz nitelikli bir ifade yöneltmek, sair tehdit suçunun unsurlarını oluşturur.
Yargıtay da sair tehdit suçu için şöyle anlatımlarda bulunmuştur: “hayat, vücut dokunulmazlığı, cinsel dokunulmazlık ve malvarlığı değerlerine yönelik tehdit dışında kalan bir ifadenin, sair tehdit olarak kabul edilebilmesi için açık bir kötülük bildirimi ve kastını içermesi veya oluşa göre tereddüde mahal vermeyecek şekilde bu yönde algılanması gerekmektedir.” (Yarg. 4. CD 2020/31906 E.)
Tehdit Suçunun Nitelikli Halleri
Suçun nitelikli halleri TCK m. 106/2 hükmünde düzenlenmektedir.
1. Tehdidin Silahla İşlenmesi
Suçun silahla işlenmesi mağdur için daha endişe verici olduğu sebebiyle cezası da daha ağırdır. TCK hükümlerine göre silah kelimesinden yalnızca ateşli silahlar değil, her türlü delici-kesici alet, kurusıkı tabanca, yakıcı maddeler de anlaşılmaktadır.
Suçun nitelikli hali üzerinden cezalandırma yapılabilmesi için Yüksek Mahkeme kararlarına göre, “Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın, tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak görüp hissedilebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir.” Denmektedir. (Yarg. 4. CD 2017/20249 E.)
Fail silahı bizzat mağdura değil mağdurun yakınlarına da yöneltmiş olabilir. Bu durumda da nitelikli hal oluşacaktır.
2. Failin Kendini Tanınmayacak Hale Sokarak Suçu İşlemesi
Bu hal mağdurun kendisini savunmasını zor hale sokacağından nitelikli hal olarak kabul edilmektedir. Failin maske takması, tanınmayacak şekilde makyaj yapması, tanınmayacak şekilde polis üniforması giymesi gibi hallerde bu nitelikli hal uygulanır. İnternet ve sosyal medya üzerinden sahte hesap kullanılarak yapılmış olan eylemler de bu kapsamda değerlendirilir.
Bazı doktrin görüşlerine göre de fail bu yollara başvurmuş olsa bile mağdur tarafından tanınmışsa bu durumda nitelikli hal uygulanmamalıdır.
3. Tehdidin İmzasız Mektupla veya Özel İşaretlerle İşlenmesi
İmzasız mektupla suçun işlenmesinde failin kimliğinin belli olmaması bu sebeple de mağdurun kendini savunması zor hale geleceğinden bu durum nitelikli hal kabul edilmiştir. İmzasız mektup içeriğinden failin kim olduğu belirlenebiliyorsa bu durumda bu nitelikli hal Yargıtay kararlarına göre uygulanmamalıdır. (Yarg. 4. CD. 2014/24910 E.) Günümüzde bu nitelikli hal daha geniş kapsamda yorumlanmakta ve kimin gönderdiği belirlenemeyen e-mail ve fakslar da bu hal içinde değerlendirilmektedir.
Özel semboller kullanılmasında da mağdurun korku düzeyi artacağından nitelikli hal sayılır. Bu kapsamda kanlı bez parçası, kurşun, kan damlayan bıçak resmi, boğaz kesme işareti özel işaretler olarak değerlendirilir.
4. Tehdidin Birden Fazla Kişiyle Birlikte İşlenmesi
Burada da mağdurun kendini savunması zorlaşacağından nitelikli hal değerlendirmesi yapılır. Fail sayısı en az 2 olmalı ve bu 2 fail icrai hareketi birlikte gerçekleştirmelidir. Bir kişinin azmettirici olması durumunda bu nitelikli hal uygulanmaz.
5. Suç ve Terör Örgütlerinin Kullanılmasıyla İşlenen Tehdit Suçu
Suç örgütlerinin sağlamış olduğu korkutucu gücün kullanılması bir nitelikli hal olarak sayılmaktadır. Mağdur bu durumda kendini daha savunmasız hissedeceğinden tehdit daha güçlü hale gelmektedir. Burada suç örgütünün gizli bir nitelik taşınması da gerekmez, korkutucu gücü olması yeterlidir.
6. Suçun Sağlık Çalışanlarına Karşı İşlenmesi
Bu nitelikli hal mevzuatımıza 2020 yılında girmiş olup yeni bir düzenlemedir. Buna göre görevi sebebiyle sağlık personeline tehdit suçunu işlemiş fail hakkında ceza yarı oranında arttırılmaktadır. (3359 sayılı Kanun Ek Madde 12)
Tehdit Suçunda Şikayet, Zamanaşımı ve Uzlaştırma
Tehdit suçunun yalnızca malvarlığına yönelen veya sair kötülük içeren basit şekli şikâyete tabidir. Bu nedenle, aşağıda açıklanan malvarlığı değerlerine yönelik tehdit suçlarında şikâyet süresi altı aydır. Bu süre, mağdurun fiili ve faili öğrendiği andan itibaren işlemeye başlar.
Buna karşılık, tehdit suçunun yaşam hakkına yönelik basit hâli ile diğer tüm nitelikli halleri şikâyete bağlı değildir. Bu tür tehditlerde şikâyet hakkı dava zamanaşımı süresi içinde kullanılabilir; söz konusu süre sekiz yıldır ve suç bu süre boyunca re’sen soruşturulabilir.
Ayrıca, tehdit suçunun TCK m.106/1’de düzenlenen temel hâli uzlaştırma kapsamındadır. Bu nedenle, soruşturma veya kovuşturma aşamasında öncelikle uzlaştırma prosedürünün işletilmesi, uzlaşma sağlanmadığı takdirde soruşturmaya ya da yargılamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Tehdit Suçunun Cezası
TCK m. 106/1 hükmüne göre, suçun kişinin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun kadınlara karşı işlenmesi halinde ceza alt sınırı 9 aydan az olamaz.
Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
Suçun nitelikli hallerden biriyle işlenmesi halinde ise fail 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
Tehdit suçu, kişilerin huzur ve güven duygusunu sarsan, toplum barışını zedeleyen önemli bir suç tipidir. Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde düzenlenen bu suç, bir kimsenin kendisine veya yakınlarına yönelik haksız bir kötülük yapılacağı yönünde korkuya sevk edilmesiyle oluşur. Tehdit suçuna ilişkin davalarda, failin kastının varlığı, tehdidin somut bir tehlike yaratıp yaratmadığı ve mağdurun beyanlarının güvenilirliği büyük önem taşır. Ayrıca, suçun malvarlığına yönelik olup olmadığı veya nitelikli hallerin bulunup bulunmadığı cezanın belirlenmesinde etkili olur. Uygulamada, delillerin doğru toplanmaması veya savunma stratejisinin hatalı belirlenmesi, haksız sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, tehdit suçu soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin titizlikle yürütülmesi, hem mağdurun haklarının korunması hem de haksız bir mahkûmiyetin önlenmesi açısından son derece önemlidir. Sürecin başından itibaren ceza hukuku alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınması, adil bir yargılama ve hak kayıplarının önlenmesi için gereklidir.
Benzer bilgilendirme yazıları için makalelerimize ulaşabilirsiniz!