Kural olarak mahkeme kararları kesinleşmeden de icraya konulabilir. Bu durum ilamlı icra takibi yazımızda da anlatılmıştır. Ancak kanunen düzenlenmesinden dolayı bazı mahkeme kararlarının icra edilebilmesi için kesinleşmesi şart koşulmuştur. Bu kararlar kesinleşmeden icra edilemeyecek kararları oluşturur. Söz konusu bu makalede bu kararların ne olduğu incelenecektir.
Kesinleşme Nedir?
Bir mahkemenin verdiği kararın artık değişmeyeceği ve tarafları bağlayıcı hale geldiği nokta hükmün kesinleştiği andır. Bir ilam kesinleştiğinde artık bu kararın üst mahkemelere götürülme ihtimali bulunmamaktadır.
Kesinleşme ile birlikte taraflar aynı konuya dayanarak bir başka dava daha açamazlar. HMK hükümlerinde buna “kesin hüküm” etkisi denir. Ayrıca İİK hükümlerine göre de bazı kararların kesinleşmesiyle birlikte icrası mümkün olacaktır.
Ancak her mahkeme kararı aynı icra kurallarına tabi değildir. Bu nedenle alacaklı, icra takibinden önce kararın kesinleşme şartını taşıyıp taşımadığını değerlendirmelidir. Aksi hâlde takip hukuka aykırı hâle gelebilir.
İcrası İçin Kesinleşmesi Gereken Mahkeme Kararları
1. Aile ve Kişiler Hukukuna İlişkin Mahkeme Kararları
HMK m. 367/2, kişiler hukuku ve aile hukukuna ilişkin kararlar bakımından kesinleşme şartı öngörür. Bu nedenle taraflar, kural olarak bu kararları kesinleşmeden icraya koyamaz.
Bu kapsamda ad ve soyadı değişikliği, yaşın düzeltilmesi, boşanma, velayet ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararlar önem taşır. Örneğin taraflar, boşanma kararının hukuki sonuçlarını kural olarak karar kesinleştikten sonra uygular. Yargıtay da çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamların kesinleşmeden icraya konulamayacağını kabul eder.
Bununla birlikte nafaka kararlarında ayrıca değerlendirme yapmak gerekir. Örneğin tedbir nafakasının, niteliği gereği karar kesinleşmeden icraya koyulması mümkündür. Buna karşılık boşanma kararına bağlı yoksulluk ve iştirak nafakası bakımından boşanma hükmünün kesinleşmesi önem taşır.
2. Taşınmazlara İlişkin Ayni Hak Kararları
Taşınmaza ve bunun üzerindeki ayni haklara ilişkin hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu haklara örnek olarak mülkiyet hakkı, intifa hakkı, irtifak haklarını vermek mümkündür. Bu haklar tapuda kayıt altına alındığından kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar arasındadır.
Yıkım ilamlarının icra takibine konu edilebilmesi için kesinleşmiş olması şarttır. Çünkü yıkıma ilişkin kararların kesinleşmeden uygulanması, telafisi mümkün olmayan ve geri dönüşü olmayan zararlara yol açabilir.
Tenkise ilişkin ilamlar bakımından ise kural olarak kesinleşmeye gerek yoktur. Ancak dayanak ilam, muris muvazaası sebebiyle açılan tapu iptali ve tescil davası gibi taşınmazın aynına ilişkin bir karar niteliğinde de olabilir. Bu tür ilamlar kesinleşmeden icra takibine konulamaz.
İstihkak davasının kabulüne ilişkin kararlar, mülkiyetin tespitine yönelik nitelik taşıdığından kesinleşmeden icraya konulamaz, yani infaz edilemez. Buna karşılık, istihkak davasının reddine ilişkin verilen ilamlar kesinleşme şartı aranmaksızın icra takibine konu edilebilir.
3. Hizmet Tespit Davaları Kararları
Hizmet tespit davalarında amaç sigortalı olan işçinin bu kayıtlarının SGK sistemlerine geçirilmesidir. Bu tarz mahkeme kararlarında kesinleşme gerçekleşmeden SGK tarafından işlem gerçekleştirilmez.
Bu konu İş Kanunu M. 7/4 hükmünde düzenlenmiştir. Dolayısıyla karar ve kararın eki niteliğinde olan vekalet ücreti ve yargılama giderleri hükmünün de talebi için kararın kesinleşmesi gerekecektir.
4. Kira Parasının Tespitine İlişkin İlamlar
Kira tespit davaları sonucunda verilen kararlar, kesinleşmeden icra edilemez. Aynı şekilde kira uyarlama davalarında verilen kararlar da kesinleşme şartına tabidir. Bu nedenle, gerek kira tespit davalarına gerekse kira uyarlama davalarına ilişkin kararlar, kesinleşmeden icra takibine konu edilemeyecek kararlar arasında yer alır.
Bu durum Yargıtay’ın 12.11.1979 tarihli ve 1/3 sayılı İBK hükmüne dayanmaktadır. İlam kesinleşmeden icra takibine konu edilemeyeceği gibi, ilamda hüküm altına alınan yargılama giderleri ile vekâlet ücreti gibi fer’î alacakların da karar kesinleşmeden infazı talep edilemez. Bu nedenle, faize de ancak ilamın, yani kararın kesinleştiği tarihten itibaren hükmedilmesi ve talep edilmesi mümkündür.
5. Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizine İlişkin Kararlar
Tenfiz, yabancı bir mahkemenin verdiği kararın Türk Hukuku tarafından tanınması anlamına gelmektedir. Bu karar olmadıkça yabancı mahkemeler tarafından verilmiş olan ilamlar Türk Hukukunda geçerlilik bulamaz.
Tenfiz kararı verilmesi de kararın icra edilebilmesi için yeterli değildir. MÖHUK ilgili hükümlerine göre de icra edilebilme şartı bu kararın kesinleşmesidir. Kesinleşme gerçekleşmeden taraflar ilgili kararın icrasını talep edemezler.
6. Menfi Tespit ve İstirdat Davaları Kararları
Menfi tespit davası borçlunun açtığı ve borçlu olmadığını iddia ettiği dava türüdür. İstirdat davaları ise borçlunun icra tehdidi altında ödemiş olduğu ancak borçlu olmadığı için paranın iadesini isteme amacıyla açtığı davalardır.
Olumsuz (menfi) tespit davasında haklı çıkan ve lehine tazminata hükmedilen borçlu, olumsuz (menfi) tespit ilamı kesinleşmedikçe tazminat ve yargılama giderleri için ilamlı icra takibi yapamaz. Ayrıca, geri alma (istirdat) davasına dönüşen istemin de temeli olumsuz tespit davası olduğu için bu ilamda yer alan alacak ilam kesinleşmeden takip konusu edilemez.
7. Ceza Mahkemesi Hükümleri
Kesinleşmeden icraya konulamayan kararlar ceza hukuku alanında da mevcuttur. Ceza mahkemelerince verilen mahkûmiyet hükümleri, kesinleşmedikçe infaz edilemez (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 4). Mahkûmiyet kararına bağlı olarak hüküm altına alınan tazminat, yargılama giderleri ve vekâlet ücretleri de karar kesinleşmeden asıl alacağa bağlı şekilde infaz edilemez. Buna karşılık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bir mahkûmiyet hükmü içermediğinden, kesinleşme şartı aranmaksızın takip konusu yapılabilir.
Kesinleşmeden İcraya Koyulan Kararlarda Gidilebilecek Hukuki Yollar
İlamların kesinleşmesinin gerekip gerekmediği konusundaki ilk kontrol icra müdürü tarafından yapılmalıdır. Takip talebinde yer alan karar ilamı hakkındaki gerekli incelemeyi icra müdürü yapar. Eğer ilamın kesinleşmesi gerekiyorsa ve henüz kesinleşmediyse bu durumda icra müdürünün ilgili takip talebinin reddetmesi gerekecektir.
Ancak icra müdürü bu konuda yanlış bir işlem yapıp borçluya icra emri gönderdiyse borçlunun da bu hatalı işleme karşı şikayet hakkı doğacaktır. İİK m. 16 hükmüne göre borçlu ilgili icra memurunu süresiz olarak şikayet etme hakkına sahiptir. Borçlu söz konusu bu şikayeti icra dairesinin bulunduğu yer İcra Mahkemesine yaparak takibin iptalini sağlayabilir.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
Kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar, hukuki sonuçlarını ancak kesinleşme aşamasından sonra doğuran mahkeme kararlarıdır. Bu tür kararlar bakımından icra takibine başlanabilmesi için kararın kesinleşmiş olması gerekir. Aksi hâlde başlatılan takip hukuka aykırı olur.
Uygulamada özellikle mülkiyetin tespiti, ayni haklara ilişkin hükümler ve bazı aile hukuku kararları bu kapsamdadır. Ayrıca ceza mahkemelerinin mahkûmiyet hükümleri de kesinleşmeden infaz edilemez. Kararın kesinleşip kesinleşmediği, icra takibinin geçerliliği açısından belirleyici bir unsurdur.
Yanlışlıkla kesinleşmeden icraya konulan kararlar, borçlu açısından ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Aynı şekilde alacaklı bakımından da zaman ve masraf kaybı söz konusu olur. Bu nedenle icra takibine başlamadan önce kararın niteliğinin ve kesinleşme şartının doğru şekilde değerlendirilmesi gerekir. İlgili sorunlarla ilgili iletişim sayfamıza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Konular
Kesinleşmeden icra edilemeyen kararlar, ilamlı icra takibiyle doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için aşağıdaki yazılarımızı inceleyebilirsiniz:
Geri bildirim: İlamsız İcra Takibine İtiraz - Efendioğlu Hukuk Bürosu
Geri bildirim: İlamlı İcra Takibi - Efendioğlu Hukuk Bürosu