
İş Kazası Nedir?
İş kazası, çalışma hayatı içinde meydana gelen ve sigortalıyı bedenen veya ruhen zarara uğratan olaydır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi, hangi durumların iş kazası kapsamında yer aldığını düzenler. Kanun, işyerinde meydana gelen olayların yanında işle bağlantılı bazı işyeri dışı olayları da bu kapsamda ele alır.
Bir olayın iş kazası niteliği taşıması için öncelikle Kanunda sayılan durumlardan biri kapsamında gerçekleşmesi gerekir. Ayrıca olayın sigortalıda bedensel veya ruhsal bir zarar doğurması gerekir. Bu zarar olay anında ortaya çıkabileceği gibi daha sonra da ortaya çıkabilir. İlaveten olay ile sigortalının uğradığı zarar arasında uygun nedensellik bağı da olmalıdır (Yarg. 10. HD. 2021/14457K.).
Hangi Haller İş Kazası Sayılır?
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesi, iş kazası sayılan halleri düzenler. Buna göre aşağıdaki durumlarda meydana gelen olaylar iş kazası kapsamında yer alır:
- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olaylar: İşçinin işyerinde bulunduğu sırada yaşadığı olay, diğer şartları da taşıyorsa iş kazası niteliği taşır.
- İşverenin yürüttüğü iş nedeniyle meydana gelen olaylar: Olayın mutlaka işyerinin sınırları içinde gerçekleşmesi gerekmez. İşçinin yürüttüğü işle bağlantılı olaylar da bu kapsamda yer alır.
- İşçinin görevle işyeri dışında bulunduğu sırada meydana gelen olaylar: İşveren, işçiyi görevle başka bir yere gönderdiğinde asıl işini yapmadan geçen süreler de önem taşır. İşçi bu sırada bir kazaya uğrarsa olay iş kazası kapsamında gündeme gelir.
- Emziren kadın işçinin süt izni sırasında meydana gelen olaylar: İş mevzuatının çocuğuna süt vermesi için ayırdığı zaman içinde yaşanan kazalar da iş kazası kapsamındadır.
- İşverenin sağladığı taşıtla işe gidiş ve geliş sırasında meydana gelen olaylar: İşverenin sağladığı taşıtla işin yapıldığı yere gidiş ve geliş sırasında yaşanan kazalar da Kanun kapsamında iş kazası niteliği taşır.
İş kazası sayılan haller bakımından sınırlı sayı ilkesi geçerlidir. 5510 sayılı Kanun m. 13, bu halleri sınırlı olarak düzenler. Bu nedenle bir olayın iş kazası niteliği taşıması için Kanunda yer alan durumlardan biri kapsamında gerçekleşmesi gerekir. Ancak her olayın kendi koşulları farklıdır. Bu nedenle olayın niteliğini belirlerken gerçekleşme yeri, zamanı ve işle bağlantısı önem taşır.
Kalp Krizi ve Benzeri Olaylar İş Kazası Sayılır mı?
İş kazası her zaman düşme, trafik kazası veya makine yaralanması şeklinde gerçekleşmez. İşçinin işyerinde veya işin yürütümü sırasında geçirdiği kalp krizi de somut olayın koşullarına göre iş kazası niteliği taşıyabilir.
Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 12.03.2024 tarihli, E. 2024/1695 ve K. 2024/2563 sayılı kararında işyerinde çalışan kapıcının geçirdiği kalp krizini iş kazası kapsamında ele almıştır. Kararda olayın gerçekleştiği yer ve işçinin o sıradaki faaliyeti önem taşımıştır.
İntihar vakalarında ise olayın özellikleri ayrıca önem taşır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23.09.2021 tarihli, E. 2019/3569 ve K. 2021/10891 sayılı kararı bu konuda değerlendirme içeren kararlardan biridir. Bu nedenle intihar veya kalp krizi gibi olaylarda yalnızca olayın türüne bakmak yeterli olmaz. Somut olayın çalışma ilişkisiyle bağlantısını ayrıca incelemek gerekir.
İş Kazasında İşverenin Sorumluluğu
İşveren, işçinin sağlığını ve güvenliğini korumak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bu kapsamda işveren riskleri belirlemeli, uygun çalışma koşullarını sağlamalı ve iş güvenliği kurallarının uygulanmasını denetlemelidir. İşveren bu yükümlülüklere aykırı davranırsa iş kazasından doğan zararlardan sorumlu olabilir.
İş kazasının meydana gelmesi tek başına işverenin tazminat sorumluluğunu doğurmaz. Mahkeme; işverenin kusurunu, işçinin davranışlarını ve olay ile zarar arasındaki illiyet bağını birlikte değerlendirir. Bu nedenle kusur oranı, tazminat miktarı açısından da önem taşır.
Alt İşveren İşçisinin Geçirdiği İş Kazasında Sorumluluk
Alt işveren işçisinin geçirdiği iş kazasında asıl işverenin sorumluluğu da gündeme gelebilir. İş Kanunu m. 2, asıl işveren ile alt işverenin işçiye karşı birlikte sorumluluğunu düzenler. Bu nedenle işçi, şartları oluştuğunda zararını her iki işverenden talep edebilir.
Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarihli, E. 2019/277 ve K. 2020/80 sayılı kararında, işçiye karşı asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumlu olduğu vurgulanmıştır. Karara konu olayda asıl işveren, işçilik alacaklarını işçiye ödemiş ve ödediği tutarı alt işverenlerden talep etmiştir. Yargıtay, işçiye karşı birlikte sorumluluk ile işverenlerin kendi aralarındaki rücu ilişkisini birbirinden ayırmıştır. İşverenlerin kendi aralarındaki sorumluluğun belirlenmesinde ise sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiğini belirtmiştir.
İş Kazası Nedeniyle Hangi Tazminatlar Talep Edilir?
İş kazası, işçinin yaralanmasına veya hayatını kaybetmesine neden olan bir durumdur. Bu durumda zararın niteliğine göre maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelir. Ölümlü iş kazalarında ise desteğini kaybeden kişiler ayrıca destekten yoksun kalma tazminatı talep eder.
Talep edilecek tazminatın kapsamı her olayda aynı değildir. Kazanın sonuçları, işçinin uğradığı zarar ve tarafların kusur durumu bu kapsamı doğrudan etkiler.
Maddi Tazminat
İş kazası nedeniyle yaralanan işçi, uğradığı ekonomik zararların karşılanmasını isteyebilir. Türk Borçlar Kanunu m. 54, bedensel zarar halinde talep edilecek başlıca zarar kalemlerini düzenler.
Bu kapsamda tedavi giderleri ve kazanç kaybı maddi zarara dahil olur. İşçinin tedavi süresince çalışamaması, geçici iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı doğurur. Kalıcı çalışma gücü kaybında ise sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zarar gündeme gelir.
Ayrıca çalışma gücünün azalması veya kaybından doğan zararlar da tazminat kapsamındadır. İş kazası işçinin ekonomik geleceğini olumsuz etkilerse bu nedenle oluşan zarar da hesaba katılır.
İşçinin yaşı, ücreti, çalışma gücü kayıp oranı ve tarafların kusuru tazminat miktarını etkiler.
Manevi Tazminat
İş kazası işçinin yalnızca ekonomik kayıp yaşamasına neden olmaz. Kaza sonucunda ortaya çıkan bedensel ve ruhsal zararlar manevi tazminat talebini de gündeme getirir.
Türk Borçlar Kanunu m. 56 uyarınca hâkim, bedensel bütünlüğün zarar görmesi halinde uygun miktarda manevi tazminata hükmedebilir. Hâkim miktarı belirlerken somut olayın özelliklerini dikkate alır. Kazanın ağırlığı, tarafların kusur durumu ve meydana gelen zararın boyutu bu değerlendirmede önem taşır.
Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde işçinin yakınlarının da şartları varsa manevi tazminat talep etme hakkı vardır.
Ölüm Halinde Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
İş kazasının ölümle sonuçlanması halinde farklı maddi zararlar ortaya çıkar. Türk Borçlar Kanunu m. 53 bu zararlar arasında cenaze giderlerini de sayar. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya kaybından doğan zararlar da talep konusu olabilir.
Bunun yanında ölen işçinin desteğinden yoksun kalan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep eder. Bu tazminat, ölüm nedeniyle desteğini kaybeden kişilerin uğradığı ekonomik zararın karşılanmasını amaçlar.
Destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca mirasçılara özgü bir hak değildir. Burada esas olan, ölen kişinin sağlığında talepte bulunan kişiye fiilen destek sağlaması veya gelecekte destek olacağının beklenmesidir.
Bu nedenle ölen işçinin eşi, çocukları ve belirli şartlarda anne ve babası destekten yoksun kalma tazminatı talep eder. Bununla birlikte talep hakkı yalnızca bu kişilerle sınırlı değildir. Ölen kişinin düzenli olarak destek sağladığı kardeşi, nişanlısı veya birlikte yaşadığı kişi de somut olayda destek ilişkisini ortaya koyarsa tazminat talep edebilir. Ancak bu durum çok sıkı şartlara bağlanmıştır. Bu sebeple somut olarak göre değerlendirme yapmak zorunludur.
İş Kazası Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
İş kazası nedeniyle talep edilen maddi tazminatın miktarı her olayda farklılık gösterir. Hesaplamada işçinin uğradığı gerçek zarar ve kazanın ekonomik sonuçları esas alınır. Bu nedenle yalnızca işçinin çalışma gücü kayıp oranına bakılarak tazminat miktarı belli olmaz.
Hesaplamada başlıca şu unsurlar önem taşır:
- İşçinin yaşı ve geliri,
- Çalışma gücü kayıp oranı,
- Geçici iş göremezlik süresi,
- İşçi ve işverenin kusur oranları,
- İşçinin çalışma ve yaşam süresi,
- SGK tarafından yapılan ve hukuken indirimi gereken ödemeler.
Mahkeme, maddi zararın hesabında genellikle aktüerya alanında uzman bilirkişiden rapor alır. Bilirkişi somut olayın özelliklerini ve yukarıdaki unsurları dikkate alarak zararı hesaplar. Tarafların kusur oranları ve ilgili SGK ödemeleri de sonuç üzerinde etkili olur.
Çalışma Gücü Kayıp Oranının Tazminata Etkisi
İş kazasının işçide kalıcı bir zarar bırakması halinde çalışma gücü kayıp oranı, maddi tazminat hesabının önemli unsurlarından birini oluşturur. Bu oran, kazanın işçinin çalışma ve kazanç elde etme gücü üzerindeki etkisini gösterir.
Ancak çalışma gücü kayıp oranının doğru mevzuata göre tespit edilmesi gerekir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesinin E. 2022/1171 ve K. 2025/1899 sayılı kararında da kişinin yaşı, mesleği ve iş kolu gibi özellikleri dikkate alan düzenlemelerin önemine dikkat çekilmiştir.
Kusur Oranı Tazminatı Nasıl Etkiler?
İş kazasının meydana gelmesinde işverenin ve işçinin kusuru tazminat hesabını etkiler. Örneğin işçinin iş güvenliği kurallarına aykırı davranması veya kendisine verilen koruyucu ekipmanı kullanmaması kusur değerlendirmesinde önem taşıyabilir.
Bununla birlikte işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma ve uygulamayı denetleme yükümlülüğü vardır. Bu nedenle mahkeme, kusuru belirlerken kazanın nasıl gerçekleştiğini ve tarafların yükümlülüklerini somut olay özelinde inceler.
İş Kazası Tazminat Davasında Zamanaşımı
İş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında kural olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi vardır. Bu süre, Türk Borçlar Kanunu m.146 kapsamındadır. Yargıtay da iş kazasından doğan işveren sorumluluğunda 10 yıllık zamanaşımı süresini esas almaktadır.
Ancak zamanaşımının başlangıç tarihi her olayda yalnızca kaza tarihine bakılarak belli olmaz. Özellikle bedensel zararın zaman içinde geliştiği durumlarda zararın kapsamının ne zaman belirgin hâle geldiği önem taşır. Yargıtay, zararın gelişim gösterdiği olaylarda bu gelişimin tamamlandığı tarihi de zamanaşımı açısından dikkate almaktadır.
Bu nedenle iş kazasının tarihi, çalışma gücü kaybının gelişimi ve zararın ne zaman belirginleştiği somut olay özelinde birlikte değerlendirilmelidir.
Davada Görevli ve Yetkili Mahkeme
İş kazası nedeniyle işçi ile işveren arasında doğan maddi ve manevi tazminat davalarında iş mahkemeleri görevlidir. İş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemesi, iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetki bakımından 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 6 hükümleri uygulanır. Buna göre dava, davalı gerçek veya tüzel kişinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ayrıca işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.
İş kazasından doğan tazminat davalarında ayrıca kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Bu nedenle yetkili mahkeme, somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.
İş Kazası Tazminat Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerini zorunlu arabuluculuğun dışında tutmuştur. Bu nedenle işçi veya hak sahipleri, arabulucuya başvurmadan doğrudan iş mahkemesinde dava açabilir.
Avukat Desteğinin Önemi
İş kazası tazminat davaları, birçok teknik ve hukuki unsuru birlikte içerir. Özellikle kusur oranı, çalışma gücü kaybı ve gerçek zararın hesabı davanın sonucunu doğrudan etkiler. Bu nedenle somut olayın özelliklerini doğru şekilde değerlendirmek önem taşır.
Bir iş hukuku avukatı, talep edilecek tazminatları ve izlenecek hukuki yolu belirler. Ayrıca delillerin sunulması, bilirkişi raporlarının incelenmesi ve dava sürecinin takibi konusunda hukuki destek sağlar.
İş kazası ve tazminat davası hakkında hukuki destek almak için tarafımıza ulaşabilirsiniz.
İlgili Hukuki Konular
İş kazası ve iş ilişkisinden doğan diğer uyuşmazlıklar hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıdaki yazılarımızı da inceleyebilirsiniz:
Geri bildirim: İşçinin Haklı Nedenle Fesih Hakkı - Efendioğlu Hukuk Bürosu
Geri bildirim: İşverenin Haklı Nedenle Fesih Hakkı - Efendioğlu Hukuk Bürosu