Nafaka, sözlük anlamı itibarıyla geçimlik ya da geçinmek için gerekli olan iaşe olarak tanımlanabilir. Hukuki anlamda nafaka, ihtiyaç sahibi kişinin geçimini sağlamak amacıyla ödenen parasal destektir. Türk Medeni Kanunu, belirli şartlar altında eşe veya yardıma muhtaç yakınlara nafaka yükümlülüğü getirir.
Bu anlamda nafaka, yalnızca eski eşlere ve küçük çocuklara yönelik bir ödeme değildir. Kişiler yardıma muhtaç bazı yakınlarına da nafaka ödemekle yükümlü olur. Medeni Kanunumuzda 4 çeşit nafaka türü sayılmıştır. Bunlar, tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakasıdır.
Nafaka Çeşitleri
- Tedbir Nafakası: Boşanma davasından önce veya dava sırasında eşin ve ergin olmayan çocukların geçimini güvence altına alır. Mahkeme, gerekli şartların bulunması hâlinde tedbir nafakasına hükmeder. Bu nafakaya karar verilmesi için tarafların kusurlu olup olmaması önemli değildir. Detaylı bilgi için ilgili yazımıza ulaşabilirsiniz.
- İştirak Nafakası: Ergin olmayan ortak çocuğun bakım ve eğitim giderlerine yöneliktir. Velayeti almayan eş, ekonomik gücü oranında bu giderlere destek olur. Bu nafaka, yargılama sonunda velayet hakkını alan eşe gider. Velayeti üstlenen eş ise iştirak nafakasını çocuğun ihtiyaçları ve giderleri için kullanmakla yükümlüdür.
- Yoksulluk Nafakası: Boşanma nedeniyle ekonomik açıdan yoksulluğa düşecek eşi korur. Mahkeme, somut olayın şartlarını ve tarafların kusur durumunu dikkate alarak nafakaya hükmeder. Nafaka isteyen eşin kusuru, diğer eşin kusurundan daha ağır olmamalıdır. Bu nafakayı, diğer eş öder.
- Yardım Nafakası: İhtiyaç sahibi kişinin kanunen yardım yükümlülüğü bulunan yakınlarından maddi destek almasını sağlar. TMK m. 364/1 uyarınca kişi; yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoyuna, altsoyuna ve kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, ilgili kişiler aleyhine yardım nafakasına karar verilebilir.
Çocuk ergin olduktan sonra iştirak nafakası sona erer. Şartları varsa ergin çocuk yardım nafakası talep eder.
Tedbir Nafakası Davası
Tedbir nafakası TMK m. 169 ve 197. Hükümleri gereğince boşanma davası açılmadan önce veya boşanma davası açıldıktan sonra talep edilebilmektedir.
A. Boşanma Davası Açılmadan Önce Tedbir Nafakası Talebi
Eşlerden biri, ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlarsa boşanma veya ayrılık davası açmadan diğer eşten tedbir nafakası talep edecektir. Örneğin diğer eşin sürekli ağır hakaretlerde bulunması, ekonomik şiddet uygulaması veya aile bütçesini keyfî şekilde harcaması ayrı yaşamayı haklı kılar. Ortak konutu terk ederek eve dönmemek de somut olaya göre haklı neden oluşturur. Ayrıca diğer eşin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi de ayrı yaşama hakkına sebep olur. Nafaka talep eden eş, ayrı yaşamakta haklı olduğunu her türlü delille ispat edebilir.
Nafaka talep eden eş, davayı diğer eşin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesinde açar (TMK m. 201). Mahkeme, nispi harcı bir yıllık nafaka tutarı üzerinden hesaplar. Nafaka talep eden eşin yanında ergin olmayan çocuklar varsa eş, aynı davada çocuklar için de tedbir nafakası talep edebilir.
B. Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Tedbir Nafakası Talebi
Boşanma davası açıldıktan sonra, eşin veya ergin olmayan çocukların geçimini sağlamak amacıyla tedbir nafakasına hükmedilebilir. TMK m. 169, hâkime dava süresince gerekli geçici önlemleri alma görevi verir. Bu önlemler eşlerin barınması ve geçimi ile malların yönetimini kapsar. Ayrıca hâkim, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin önlemleri de alır.
Hâkim, boşanma davası sırasında eş veya ergin olmayan çocuklar lehine tedbir nafakasına hükmedebilir. Tedbir nafakası geçici nitelikte bir önlem olduğundan tarafların kusur durumu dikkate alınmaz. Hâkim, nafaka miktarını belirlerken tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını değerlendirir.
Taraflar tedbir nafakasının miktarını belirtmemişler ise hakim re’sen miktarını belirler. Ancak bir miktar talep edilmişse taleple bağlılık ilkesi sebebiyle hakim bu miktarın üzerine çıkamaz.
Tedbir Nafakasının Süresi
Ortada bir boşanma davası yoksa tedbir nafakası, hâkim yeni bir karar verinceye kadar devam eder.
Boşanma davası sürerken belirlenmiş tedbir nafakası davada hüküm verilene kadar ödenmeye devam eder. Tarafların ekonomik veya sosyal durumları değişirse hâkim talep üzerine tedbir nafakasını artırabilir, azaltabilir veya sona erdirebilir.
Boşanma kararının kesinleşmesi tedbir nafakasını sona erdirir. Şartları varsa eş yoksulluk, çocuk ise iştirak nafakası almaya devam eder. Bu düzenleme aynı zamanda çocuğun üstün yararını gözetir.
İştirak Nafakası Davası
TMK m. 182, ortak çocukların bakım, eğitim ve korunma giderlerinden anne ve babayı birlikte sorumlu tutar. Hâkim, velayeti almayan eşin bu giderlere ekonomik gücü oranında katılmasını sağlar.
İştirak nafakası, çocuğun maddi ihtiyaçlarını karşılamayı ve mümkün olduğunca mevcut yaşam standardını korumayı amaçlar. Böylece çocuğun üstün yararı da gözetilir.
Davada çocuk için ödenen tedbir nafakası, kararın kesinleşmesinden sonra iştirak nafakası olarak devam eder.
Çocuğun bakımını fiilen üstlenen eş, çocuğa atanan kayyım veya vasi iştirak nafakası talep eder. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun da bu talep hakkı vardır.
Boşanma durumunda iştirak nafakası, tarafların birbirlerine karşı kusur oranıyla bağlantılı değildir. Bu nedenle kusurlu eş de ortak çocuğun velayetini almışsa diğer eşten iştirak nafakası talep edecektir. Burada esas alınan husus, tarafların kusuru değil, çocuğun bakım ve giderlerinin karşılanmasıdır.
Çocuğun ergin olması, evlenmesi veya mahkeme kararıyla erginlik kazanması iştirak nafakasını sona erdirir (TMK m. 328/1). Ancak çocuk ergin olduktan sonra eğitimine devam ederse anne ve babanın nafaka yükümlülüğü eğitim süresince devam eder (TMK m. 182/2).
İştirak Nafakasının Hesaplanması
Hâkim, iştirak nafakasının miktarını belirlerken çocuğun yaşını, eğitim durumunu ve genel ihtiyaçlarını dikkate alır. Ayrıca günün ekonomik koşullarını, paranın alım gücünü ve anne ile babanın mali durumunu değerlendirir. Hâkim, TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesi doğrultusunda takdir yetkisini kullanır (TMK m. 330). Nafaka miktarı tespit edilirken çocuğun mevcut gelirleri varsa bunlar da hesaba dahildir.
Hâkim, iştirak nafakasının ilerleyen yıllarda belirli ekonomik göstergeler esas alınarak artırılacağını hüküm altına alır. Kararda, örneğin TÜFE oranı ya da benzeri endeksler dikkate alınarak her yıl uygulanacak artış yöntemi açıkça gösterilir ve böylece sonraki dönemlerde ödenecek nafaka miktarı da belirlenmiş olur.
Eğer mahkeme kararında geleceğe yönelik bir artış düzenlemesi yapılmamışsa ya da tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında esaslı bir değişiklik meydana gelmişse, nafaka alacaklısı veya nafaka yükümlüsü nafakanın artırılması ya da azaltılması talebiyle nafaka uyarlama davası açabilir.
Yoksulluk Nafakası Davası
Yoksulluk nafakası, boşanmada diğer tarafa göre daha ağır kusurlu olmayan ve boşanma nedeniyle ekonomik olarak yoksulluğa düşecek olan eşin, karşı taraftan talep edebileceği bir nafaka türüdür. Bu nafakaya hükmedilebilmesi için, tedbir nafakasına kıyasla daha sıkı ve kapsamlı şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Yoksulluk nafakası talep edebilmenin temel şartı, boşanma nedeniyle ekonomik olarak yoksulluğa düşmüş olmaktır. Yargıtay, “yoksulluk” kavramını her somut olayın özelliklerine göre değerlendirmektedir. Bununla birlikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi kişinin maddi varlığını sürdürebilmesi ve geliştirebilmesi için zorunlu kabul edilen giderleri karşılayacak düzeyde geliri bulunmayan kimselerin yoksul sayılması gerektiği belirtilmiştir.
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için aranan şartlardan biri de, talepte bulunan eşin diğer tarafa göre daha ağır kusurlu olmamasıdır. Bu nedenle, nafaka isteyen tarafın ekonomik durumu ne kadar elverişsiz olursa olsun, boşanmada karşı taraftan daha ağır kusurlu ise yoksulluk nafakasına hak kazanamaz.
Tarafların eşit derecede kusurlu olmaları ya da nafaka yükümlüsünün kusursuz bulunması, yoksulluk nafakasına hükmedilmesine tek başına engel teşkil etmez. Bununla birlikte hâkim, yoksulluk nafakasına resen karar veremez; mutlaka talep edilmesi gerekir. Bu talebin, hüküm kesinleşinceye kadar ileri sürülme hakkı vardır.
Yoksulluk Nafakasının Süresi
Yoksulluk nafakası kural olarak süresiz olarak bağlanır. Ancak nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin vefatı hâlinde nafaka kendiliğinden sona erer. Ayrıca alacaklının yoksulluk durumunun ortadan kalkması, evlenmeksizin fiilen evli gibi birlikte yaşaması ya da toplumun genel ahlak anlayışına aykırı bir yaşam sürmesi durumunda, mahkeme kararıyla nafaka iptal olur.
Yoksulluk nafakasının, boşanma davası sırasında talep edilebileceği gibi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava yoluyla da talep hakkı vardır (TMK m. 178). Bağımsız olarak açılacak bu dava, nafaka talep eden tarafın yerleşim yeri Aile Mahkemesinde görülür.
Yardım Nafakası Davası
Yardım nafakası, kanunda sınırlı şekilde belirtilen aile bireylerinin yoksulluğa düşmesini önlemeye yönelik olup, sosyal dayanışma amacını da içeren bir nafaka türüdür. Kendisine destek sağlanmaması halinde ciddi ekonomik sıkıntıya düşecek olan altsoy, üstsoy ve kardeşler lehine, yardım nafakası kararı çıkar. Burada “zarurete düşmek”ten anlaşılması gereken, kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiği ağır ve zorlu ekonomik koşullar içinde bulunmasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi kişinin maddi varlığını sürdürebilmesi için zorunlu kabul edilen giderleri karşılayacak düzeyde geliri bulunmayan kimseler yoksul sayılmaktadır.
Yardım nafakasında miras hukukundaki sıra esas alınır. Bu nedenle nafaka alacaklısının altsoydan nafaka talep etme imkânı varken doğrudan kardeşlerine başvurması mümkün değildir; talep, kanuni sıra gözetilerek yöneltilmelidir.
Yardım nafakasına ilişkin davalarda yetkili mahkeme, taraflardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
Hâkim, talep edilmesi halinde, irat şeklinde ödenmesine karar verdiği nafakanın ilerleyen yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarındaki değişiklikler dikkate alınarak hangi miktarda ödeneceğini de hüküm altına alabilir.
Nafaka Alacaklarının Ödenmesine Dair Genel Kurallar
Kanun koyucu, nafaka alacağının tahsilini kolaylaştırmak amacıyla özel düzenlemeler öngörmüştür. Bu hükümlerle, nafakanın hızlı ve etkin bir şekilde tahsil edilmesi hedeflenmektedir. Bu sebeplerden;
- İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinde, nafakaya ilişkin mahkeme kararlarını yerine getirmeyen nafaka borçlusunun, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılabileceği düzenlenmiştir.
- Birikmiş nafaka alacakları hariç olmak üzere, nafaka alacakları sıra cetvelinde birinci sırada yer alır.
- Genel alacaklarda, borçlunun rızası bulunmadıkça maaşın ancak dörtte birine haciz konulabilirken; nafaka alacaklarında aylık nafaka tutarının tamamı için borçlunun muvafakati aranmaksızın maaşa haciz uygulanabilir.
- Ayrıca nafaka alacakları bakımından, genel alacaklardan farklı olarak emekli maaşı da hacze konu edilebilmektedir.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
Nafaka davası, boşanma veya ayrılık sürecinde eşin ya da çocuğun maddi olarak korunmasını amaçlayan önemli bir aile hukuku davasıdır. Nafaka, tarafların ekonomik durumuna göre belirlenir.
Türk hukukunda nafaka; tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ve yardım nafakası olmak üzere farklı türlere ayrılır. Tedbir nafakası dava süresince geçerlidir. İştirak nafakası çocuk için hükmedilir. Yoksulluk nafakası ise boşanma sonrası yoksulluğa düşecek eş lehine verilir.
Uygulamada nafaka miktarının belirlenmesi tarafların gelir durumuna bağlıdır. Ayrıca yaşam standartları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınır. Nafaka artırımı veya azaltımı da ayrı bir dava konusu olabilir. Bu nedenle nafaka davası açılmadan önce hukuki şartların doğru değerlendirilmesi gerekir. Sürecin başından itibaren aile hukuku alanında uzman bir avukattan destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşır.
İlgili Hukuki Konular
Nafaka talepleri, boşanmanın mali sonuçları ve çocukların korunmasıyla doğrudan bağlantı kurar. Bu nedenle aşağıdaki yazılarımızı da inceleyebilirsiniz: