Hakaret Suçu Nedir?
Hakaret suçu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununda 125- 131 maddeleri arasında düzenlenmiş olup şerefe karşı işlenen suç kategorisinde yer almaktadır. Buna göre hakaret suçu iki farklı şekilde işlenebilmektedir;
- Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat ederek bu suçun işlenmesi; örneğin bir kişinin taciz ile suçlanması.
- Somut bir itham olmaksızın sövmek suretiyle bir kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırılması ile de suç gerçekleşebilir. Örneğin, sınavdan düşük not alan öğrencinin öğretmenine küfür etmesi gibi.
Kanun ile hakaret suçunun cezalandırılması kişinin gururu, namusu, itibarı korunmak istenmiştir. Çünkü hakaret suçu kişiye fiziksel olarak bir saldırıyla değil, sözle kişilik haklarına saldırılmasından doğar. Yüksek mahkeme kararına göre de, “Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir.” (Yarg. 4. CD. K. 2024/12551) Bu sebeple de suç yalnızca gerçek kişilere karşı işlenebilmektedir. Yani tüzel kişiler olan şirketlere, derneklere, siyasi partilere karşı işlenmesi mümkün değildir. Ancak şirket yöneticilerini hedef alarak gerçekleştirilen sinkaflı sözcükler hakaret suçunu doğurabilecektir. Yüksek mahkeme de 2025 yılında verdiği kararda bu şekilde hüküm kurmuştur. (Yarg. 4. CD. 2025/6273 K.)
Hakaret suçunun cezası TCK da üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası şeklinde düzenlenmiştir.
Mağdurun Yokluğunda (Gıyabında) Hakaret Suçu
TCK m. 125 hükmünde açıklandığı gibi hakaret suçunun işlenebilmesi için mağdurun o ortamda olmasına da gerek yoktur. Şöyle ki mağdurun gıyabında hakaret suçunun cezalandırılması için fiilin en az 3 kişinin varlığında işlenmesi şarttır. Burada sayılmış olan 3 kişiye hakaret edenin kendisi dahil değildir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’un 125. maddesi uyarınca gıyapta hakaret suçunun en az üç kişi ile ihtilat edilerek işlenmesi, ayrıca failin sözleri en az üç kişinin duyup algılayabileceği bir şekilde söylemesi gerektiği hususları dikkate alındığında, sanığın, mağdurun gıyabında hakaret sözlerinin mağdurun sekreterini telefonla arayarak gerçekleştirmiş olması karşısında gıyapta hakaret suçunun ihtilat öğesinin ne suretle oluştuğu kanıtlarıyla birlikte açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması yüksek mahkeme tarafından bozma sebebi olarak sayılmıştır. (Yargıtay 4. CD. K. 2025/1561)
İleti Yoluyla Hakaret
Mağdurun yüzüne karşı işlenen hakaret suçunda mağdurun söz konusu fiili o an öğrenmesi yeterli olacaktır. Yüze karşı işlenmesi için telefonda, mail ortamında, mektup gönderilmesi gibi iletişim kurulması yeterli sayılmaktadır. (TCK m. 125/2)
Hakaretin ileti yoluyla gerçekleştirilmesi durumunda cezanın miktarı aynı kalmakla birlikte; bu eylemlerden bir kısmı huzurda, bir kısmı ise gıyapta hakaret suçu kapsamında değerlendirilir. İletinin huzurda hakaret oluşturabilmesi için, failin mesajı gönderirken mağduru doğrudan hedef alması veya mağdurun bu ifadeleri öğrenmesini arzulaması gerekir. Dolayısıyla kişinin A kişisine ettiği hakareti B kişisine gönderirse ve A kişisi bunu tesadüfen öğrenirse yüze karşı haraket eylemi gerçekleşmiş olmaz. Bu durum gıyapta hakaret olarak değerlendirilir ve bu sebeple 3 kişinin de bundan haberdar olması gerekecektir.
TCK m.125/2 anlamında ileti olarak kabul edilen iletişim vasıtaları şunlardır:
- Mektup,
- E-mail,
- Whatsapp mesajları, Whatsapp gruplarına gönderilen mesajlar,
- Cep telefonuyla SMS,
- Telefon Konuşmaları,
- İnstagram, twitter, tiktok vb. sosyal medya hesaplarından DM (Direct Message) yoluyla mesajlaşma.
İleti yoluyla işlenen hakaret suçunun cezası da üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır.
Hakaret Suçunda Şikayet ve Zamanaşımı
Hakaret suçunun savcılık tarafından takip edilebilmesi için suçun nitelikli halleri dışında mağdurun şikayetçi olması gerekmektedir. Suçun mağduru, hakaret edeni ve hakareti öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 ay içerisinde şikayet hakkını kullanmak zorundadır. Aksi halde şikayet hakkını kaybeder. Öte yandan her halükarda şikayet süresi fiilin işlenmesinden itibaren 2 yılı geçemez. Yani mağdur kişi kendine hakaret edildiğini 2 yıl sonra öğrendiğinde artık şikayet hakkı kalmayacaktır. (TCK m. 73/2)
Hangi Sözcükler Hakaret Sayılır?
Elbette kanunda tek tek hakaret olan sözcüklerin sayılması mümkün değildir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, kişinin onur, şeref veya saygınlığını rencide edecek somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi veya sövme yoluyla kişinin onur, şeref veya saygınlığına saldırılmasıdır.
Bir kişiye “onursuz”, “karaktersiz”, “ahmak”, “akılsız”, “gerzek”, “serseri”, “soysuz”, “rezil”, “namussuz”, “puşt” ya da “orospu” gibi sözler söylemek açıkça hakaret suçunu oluşturur. Benzer şekilde “yolsuz”, “rüşvet alan”, “ahlaksız” veya “sahtekâr” ifadeleri de hakaret kapsamında değerlendirilir.
“Eşek”, “köpek”, “öküz”, “sığır”, “it”, “çakal”, “katır”, “maymun”, “enik”, “domuz” vb. hayvan isimleriyle hitap etmek de hakaret suçuna vücut verir.
Kişiye isnat edilen somut olgunun onun mevcut bedensel ya da ruhsal özelliğine gönderme yapması da hakaret sayılır. Örneğin, kekeme birine “konuşamayan dangalak” demek de hakaret suçunu oluşturur.
Ancak kişinin isnat ettiği fiiller ispatlanabiliyorsa bu durumda hakaret suçu oluşmayacaktır. Örneğin, “sen Ahmet’in parasını zimmetine geçirdin” şeklindeki bir iddia kanıtlanırsa hakaret suçu doğmaz. Ancak daha önce zimmet suçundan hüküm giymiş birine “sen zimmetçisin” denilmesi hakaret olarak kabul edilir.
Hakaret yalnızca sözle değil; aynı zamanda yazı, resim, sembol, el hareketi veya mimiklerle de gerçekleştirilebilir. Örneğin, bir kişinin posta kutusuna aşağılayıcı bir karikatür bırakmak ya da yüzüne hakaret kastıyla tokat atmak da hakaret suçunu oluşturur.
Buna karşılık kişilerin birbirleriyle yaptıkları her kaba ve nezaketsiz olan konuşmalar da hakaret sayılmamaktadır. “Terbiyesiz, saygısız, riyakar, yalancı, lan” gibi sözcükler akaret kapsamında değerlendirilmez. Örneğin, bir kimsenin topluluk içinde yüksek sesle esnemesi veya sürekli telefonla oynaması hakaret olarak kabul edilmez. “Seninle aynı masada oturmam”, “Hemen odamdan çık” gibi ifadeler de kaba ve nezaketsiz sözler sayılır, ancak hakaret suçuna vücut vermez.
Bunun yanında, olgusal bir durumu dile getiren sözler de hakaret suçu oluşturmaz. Örneğin, birine “bu merdiveni çıkamazsın, yaşlısın” demek yahut spor salonunda “bu ağırlık sana fazla gelir” şeklinde konuşmak hakaret olarak nitelendirilemez.
Toplumda beddua olarak bilinen kelimeler de hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “Allah belanı versin”, “cehenneme kadar yolun var” “Allah çocuklarından çıkartsın” gibi sözler beddua niteliğinde sözler olduğundan Yargıtay tarafından hakaret suçu olarak kabul edilmemektedir.
Dilekçe hakkının kullanılması, eleştiri sınırları içinde kalan açıklamalar, basının haber verme görevi ya da iddia ve savunma dokunulmazlığı çerçevesinde sarf edilen söz ve davranışlar hakaret suçu olarak değerlendirilemez.
Toplumda yaptıkları işlerle tanınan kişiler (örneğin, ünlü sporcular, sanatçılar veya özellikle siyasetçiler) hakkında yöneltilen eleştiriler, sıradan bireylere yöneltilen eleştirilerden daha ağır ve sert olabilir. Bu nedenle bu kişilerin, diğer bireylere oranla daha geniş bir eleştiri alanına katlanmaları gerekir. Örneğin, bir politikacıya “ülkeyi yanlış yönettin, insanları perişan ettin” şeklindeki ifadeler, ağır bir eleştiri niteliği taşır; ancak hakaret kapsamında değerlendirilemez.
Hakaret Suçunun Nitelikli Halleri
TCK m. 125/3 hükmüne göre, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi nitelikli hal sayılmaktadır.
Bir kişinin yalnızca kamu görevlisi olması suçun nitelikli halinin uygulanması için yeterli olmayacaktır. Yüksek Mahkeme kararlarına göre de hakaretin kamu görevlisinin görevinden dolayı gerçekleşmesi yani nedensellik bağının bulunması gerekir. (Yarg. 4. CD. K. 2024/14703)
Bu durumda suça verilecek ceza bir yıldan veya buna denk gelen adli para cezasından az olamaz. Dolayısıyla cezası bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası veya buna karşılık gelen adli para cezası olacaktır. Ayrıca söz konusu olan bu nitelikli hallerin takip edilebilmesi için de şikayetin varlığı aranmayacaktır.
Haksız Bir Fiil Nedeniyle Hakaret
Bu husus TCK m. 129 hükmünde düzenlenmiş olup hakaret suçunda daha az ceza verilmesini sağlamaktadır. Haksız tahrik zaten genel bir ceza indirimi nedenidir. Ancak burada özel bir düzenleme yer aldığından genel hükümler uygulanmayacaktır. Buna göre hakaret suçunun gerçekleşen haksız bir fiile karşı olması halinde verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Örneğin eşinin evde zina yaparken yakalamış olan diğer eşin ettiği hakaret cezalandırılmayabilecektir.
Ancak bu düzenleme ani olarak tepkilere ilişkindir. Bu sebeple de gerçekleşen haksız bir fiilin sonrasında uzun zaman geçtikten sonra hakaret suçunun gerçekleşmesi halinde m. 129 hükmü uygulama alanı bulmaz.
İkinci olarak hakaret suçunun kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde cezaya yer olmadığı TCK m. 129/2 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre eğer bir kasten yaralama suçu meydana gelmiş ve hakaret fiili bu olaya bağlı olarak oluştuysa hakaret suçunun failine ceza verilmez.
Karşılıklı Hakaret Suçu
TCK m. 129/3’e göre hakaret suçunun iki kişi tarafından karşılıklı işlenmesi halinde “karşılıklı hakaret suçu” meydana gelir. Karşılıklı hakaretin aynı zaman diliminde gerçekleşmesi şart değildir. Örneğin, medya yoluyla kendisine “maymun” denildiğini öğrenen bir kişinin de karşı tarafa bir gün sonra “yarasa” demesi halinde karşılıklı hakaret suçu meydana gelir.
Bu suçta olayın gerçekleşme biçimine göre mahkemenin değerlendirmesine bağlı olarak taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Hakaret Suçunda Önödeme ve Uzlaşma
Hakaret suçunun mağdura yönelik sesli, yazılı veya görsel bir ileti aracılığıyla işlenmesi halinde, fail hakkında önödeme hükümleri uygulanır. Dolayısıyla, uygulamalar ya da sosyal medya mecraları (örneğin, X, Instagram, Facebook, WhatsApp vb.) üzerinden gerçekleştirilen hakaret fiillerinde soruşturma veya kovuşturma süreçlerinde önödeme hükümlerinin devreye girmesi gerekir. Önödeme kurumu, failin belirli bir meblağı ödemesi karşılığında soruşturma veya kovuşturmanın sonuçlarından kurtulmasına imkân tanır. Ancak, bu imkân kamu görevlilerine karşı işlenen hakaret suçlarında geçerli değildir.
Türk Ceza Kanunu’nun 125/1. maddesiyle düzenlenen hakaret suçunun temel şekli, taraflar arasında uzlaştırmaya tâbi suçlar arasında yer alır. Bu nedenle, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında öncelikle uzlaştırma prosedürünün işletilmesi gerekir. Uzlaşma sağlanmadığı takdirde ise soruşturmaya devam edilerek, yargılama aşamasına geçilir.
Hakaret suçunun ileti yoluyla işlenmesi halinde son kanun değişikliğine göre uzlaşma hükümleri uygulanmayacaktır. Ayrıca yukarı bahsettiğimiz nitelikli hallerin varlığı halinde ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine hakaret suçunun işlenmesinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.
Daha fazla bilgi için tarafımıza başvurabilirsiniz.