İcra takibi, alacaklı konumundaki kişi ya da kurumun borçlusundan alacağını tahsil edebilmek için başlattığı hukuki süreçtir. Alacaklı, her zaman mahkeme kararı almak zorunda olmaksızın doğrudan icra dairesine başvurarak takip işlemini başlatabilir. Bu tür takiplere “ilamsız icra takibi” denir. Takibin başlatılmasının ardından borçlunun, ilamsız icra takibine itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle ilamsız icra takibine itiraz süreci, alacaklı ile borçlu arasındaki uyuşmazlığın seyrini doğrudan etkileyen önemli bir aşamadır. Bu yazımızda başlatılan ilamsız icra takibine itirazın nasıl yapılacağı detaylı şekilde incelenecektir.
Sürecin Başlangıcı ve Ödeme Emri Tebliği
İlamsız icra takibi, alacaklı tarafın talebi üzerine icra dairesi tarafından başlatılır. İlamsız icra takibi başlatmak için alacaklı tarafından herhangi bir belge veya mahkeme kararı sunulmasına gerek yoktur. Yalnızca alacaklı olduğunu bildirilmesi yeterli olacaktır.
Alacaklının bu hakkının yasal dayanağı İcra İflas Kanunu m. 42 hükmünde düzenlenmiştir. Alacaklı takip talebini icra dairesine ilettikten sonra ilgili icra dairesi borçlu adına bir ödeme emri düzenleyecektir. Bu ödeme emrinde; talep edilen borcun miktarı, eğer varsa borcun dayanağı olan belgeyi ve borçlunun sahip olduğu itiraz hakları belirtilir.
Tebliğ Usulü
Borçluya yapılacak olan ödeme emrinin tebliğ Tebligat Kanununun ilgili hükümlerine göre yapılacaktır. Usulüne uygun yapılmış tebligat ile borçlunun itiraz süresi başlayacaktır. Usulüne uygun olarak yapılmamış her türlü tebligat işlemi ise şikayete tabidir.
Borçlunun İtiraz Hakkı
Yukarıda anlatılmış olan herhangi bir belge ibraz bile etmeksizin başlatılabilen icra takibine karşın borçlunun da itiraz hakkı vardır. Borçlu, itirazının ödeme emrini tebliğ eden icra dairesine yapabilecektir.
Borçlu bu itirazında borca, faize, yetkiye veya imzaya itiraz edebilir. İtiraz süreci ödeme emrinin usulüne uygun tebligatıyla başlar. Süresi 7 gündür.
Borca İtiraz
Borçlu borca itiraz edecekse, ilgili itirazında borcun mevcut olmadığını belirtmek zorundadır. İlamsız icra takibinde alacaklının belge sunma zorunluluğu olmadığından borçlu da yapmış olduğu bu itirazla icra takibini durdurur.
Borçlu, böyle bir borcun hiç var olmadığını, daha önce borcun ödenmiş olduğunu veya artık borçlu olmadığını dilekçesinde belirtmelidir. Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde bu itirazını yapmak zorundadır. Dilekçesinde, “borcum artık yoktur.”, “bu borcu daha önce ödedim”, “borca itiraz ediyorum” ibarelerinden biri olmalıdır. Borcun kaynağının veya ilişkisinin ne olduğunun açıklanmasına gerek yoktur.
Borca Kısmi İtiraz
Borçlu, borcunun var olduğunu ancak miktarının bu olmadığını belirterek de itiraz hakkını kullanabilir. Bu durumda kısmi itirazdan söz edilecektir. Böyle durumlar genellikle borcun taksitlendirilerek ödenmesinde karşımıza çıkar.
Borçlu, borcun tümünü değil sadece fazla kısmına itiraz edecektir. Bu durumda borçlunun itiraz ettiği kısım için takip durur ancak itiraz edilmeyen kısım için takip kesinleşecektir.
Örneğin, 100 Bin TL’lik olarak açılmış bir icra takibinde borçlu 30 Bin TL ödediğini belirterek itiraz ederse bu durumda 30 Bin TL için takip durur ancak kalan 70 Bin TL için icra takip işlemleri devam edecektir.
Kısmi itirazda en önemli şey itirazın belirgin şekilde yapılmasıdır. “Ben bu borcun bir kısmını ödedim” şeklindeki itiraz ibareleri kabul edilmez. Açık bir şekilde itiraz edilen kısmın rakamsal olarak yazılması zorunludur.
Faize İtiraz
İcra takibi başlatılırken alacaklı, yalnızca anapara için değil o tarihe kadar işlemiş faiz alacağını da icra takibine ekleyebilir. Bu durumda borçlu faizin yasal faiz oranlarına uygun davranılmadığını, faiz oranlarının sınırlarının aşıldığını düşünmekteyse yalnızca faize de itiraz edebilir.
Borçlu yaptığı itirazda faize itiraz ettiğini beyan etmezse ödeme emrinde yer alan faiz alacağı kalemi kesinleşmiş olacaktır. Dolayısıyla borçlu borca itiraz edip anapara hakkında gerçekleşen takibi durdursa dahi faiz kalemi yönünden ilgili icra işlemleri devam eder. Bu sebeple genel bir itiraz edilecekse bile o itiraz dilekçesinde açıkça faiz kalemine de itiraz edilmesi önem arz etmektedir. Zira alacaklı tarafından yüksek ve fahiş oranlı şekilde faiz işletilmiş olabilmektedir.
İmzaya İtiraz
Her ne kadar ilamsız icrada alacaklının takibe dayanak belge göstermesi zorunlu bir unsur olmasa da takip bir adi senede veya kambiyo senedi dayanmış olabilmektedir. Bu durumda borçlu ilgili belgeye atılı imzanın kendisine ait olmadığına dayanarak da itiraz edebilir. Bu duruma da imzaya itiraz denir.
Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken imzaya da itiraz etmek istiyorsa bu durumu ayrıca ve açıkça bildirmek zorundadır. Örneğin ‘senet altındaki imza bana ait olmadığı için itiraz ediyorum’, ‘senet altındaki imza sahtedir’ ‘Gösterilen imza benim değildir’ şeklinde itiraz yapılmalıdır.
Borçlu senedin üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça belirtmezse bu durumda imza kendisinin kabul edilecektir. İcra takibinin imzası noter tarafından onaylanmış bir senede dayanması durumunda borçlunun ödeme emrine itiraz ile imza inkarında bulunması mümkün değildir. Böyle bir itirazı icra mahkemesi inceleyemeyecektir. Bu durumda borçlunun bir sahtelik davası açması gereklidir.
Ayrıca borçlunun imzaya itirazında belgenin niteliğine göre süre de değişmektedir. Söz konusu belge bir kambiyo senedi ise imzaya itirazın süresi 5 gündür. Ancak belge bir adi senet ise (kira sözleşmesi, alacak sözleşmesi gibi) bu durumda imzaya itiraz süresi 7 gün olacaktır.
Yetkiye İtiraz
Yetkiye İtiraz
Yetki, icra takibinin hangi yerde sürdürüleceği ile ilgilidir. İİK hükümlerine göre icra takibinin başlatılacağı yetkili yer icra dairesi genel kaide olarak takip tarihindeki borçlunun yerleşim yerinde bulunan icra dairesidir.
Ancak bu genel kuralın istisnaları olabilmektedir. Kişiler belirli koşullar altında yetki sözleşmesi hazırlamış olabilirler veya sözleşmenin ifa yeri gibi ikincil yetkili icra daireleri de mevcuttur.
Borçlu icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yürütüldüğünü düşünüyorsa bu durumda ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde yetki itirazında bulunmalıdır. Bu itiraz yalnızca yetki itirazını da kapsayabilir; borca itirazla birlikte de yapılabilir. Borçlu itirazında açıkça yetkiye itiraz ettiğini belirtmeli ve yetkili icra dairesi neresiyse oraya da itirazında mutlaka yer vermelidir.
Borçlu süresi içinde yetkiye karşı itirazda bulunmadığı takdirde takip icra yeri kesinleşir ve takibe orada devam edilir.
Alacaklının Yetki İtirazına Karşı Yapabilecekleri
Alacaklının Yetki İtirazına Karşı Yapabilecekleri
Alacaklı yetki itirazına müteakip itiraza karşın 2 yol izleyebilir:
- Yetki İtirazını Kabul Edebilir;
Bu durumda alacaklı yetki itirazını kabul ederek dosyanın yetkili olan icra dairesine gönderilmesini talep eder. Dosyanın yetkili icra dairesine gitmesiyle birlikte yetkili icra dairesi yeni bir ödeme emri gönderecektir. Borçlu bu yeni gönderilen ödeme emrine karşı yetki itirazında bulunamaz.
- Yetki İtirazını Kabul Etmeyebilir;
Bu durumda borçlunun yapmış olduğu yetki itirazıyla birlikte takip duracaktır. Alacaklı takibin devamını sağlayabilmek için İcra Hukuk Mahkemelerinde İtirazın Kaldırılması davası açabilir. Mahkemenin davayı kabul etmesi halinde takip devam eder. Burada dikkat edilmesi gereken husus borçlunun yalnızca yetkiye itiraz etmesi halinde İtirazın İptali davasının açılmayacağıdır.
Borçlunun Birden Fazla Hususa Aynı Anda İtirazı
Borçlu bir itiraz dilekçesiyle birlikte hem takibin esasına (borca, faize, imzaya) hem de yetkiye itiraz edebilmektedir. Bu itirazlar ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ve birlikte olacak şekilde yapılmalıdır. Ayrı ayrı yapılan itirazlar kabul edilmez.
Bir itiraz dilekçesinde hem borca hem de yetkiye itiraz bulunuyorsa bu takdirle öncelikle yetkiye itiraz incelenir. Zira yetkisiz bir icra dairesinde başlatılan takip zaten usulüne uygun başlatılmamıştır. Yetki incelemesinden sonra esasa ilişkin inceleme yapılır.
İtirazın Hukuki Sonuçları ve Alacaklının Yapabilecekleri
Borçlunun itiraz etmesiyle birlikte icra dairesi tarafından yapılacak olan her türlü işlem kendiliğinden durur. Takip kesinleştirilmez. Takip kesinleştirilmediğinden;
- Borçlu aleyhinde herhangi bir haciz işlemi yapılamaz.
- Borçlunun malları hakkında satış istenemez.
- Borçlu aleyhine icra dosya üzerinden cebri tahsili yapılamaz.
- Alacaklı dosya üzerinden mal beyanı talebinde bulunamaz.
Alacaklı bu itiraz üzerine durmuş olan takibin yeniden devam etmesi için dava yoluna gitmek zorundadır. Bu dava türleri iki tanedir: İtirazın İptali ve İtirazın Kaldırılması davaları. Söz konusu bu iki davanın hangi koşullarda açılabileceği, davaların birbirinden farkı ve sonuçları ilgili yazımızda anlatılmıştır. Alacaklı lehine sonuçlanmış olan dava neticesinde icra takibi devam edecektir.
Hukuki Süreçte Uzman Avukat Desteğinin Önemi
İlamsız icra takibine itiraz, borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine karşı yasal haklarını koruyabilmesi için tanınan en önemli başvuru yollarından biridir. Bu süreçte, borcun varlığı, miktarı veya takibin dayandığı belgenin geçerliliği konusunda itiraz edilebilir. Uygulamada itirazın süresi, şekli ve hangi mercie yapılacağına ilişkin hatalar, hak kayıplarına yol açabileceğinden süreç titizlikle yürütülmelidir. Özellikle yedi günlük itiraz süresinin kaçırılması, borcun kesinleşmesine ve haciz işlemlerinin başlamasına neden olabilir. Bu nedenle itiraz dilekçesinin usulüne uygun hazırlanması, dayanak belgelerin eklenmesi ve gerekli hukuki değerlendirmelerin doğru yapılması büyük önem taşır. İlamsız icra takibine itiraz sürecinin doğru yönetilmesi ve olası hak kayıplarının önlenmesi için icra hukuku alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınması, etkili bir savunma ve adil bir sonuç açısından gereklidir.
Pingback: İlamlı İcra Takibi - Efendioğlu Hukuk Bürosu